Bizim de Liderimiz (!) Var İşte…

“avludur insanı insana hizalayan yer

balkonla başlayan bu tarih bitsin, yıkılsın kuleler”

Birhan Keskin

Bir: Tarih Anlayışı:

Tarihimizin önemli dönemeç noktalarında, kimi isimler cemaat arasından öne çıkmışlar ve dönemlerinde gerçekleşen dönüşümlere liderlik etmişlerdir… Bu kısmi durum, ekser müverrihi, tarihi vak’anuvist tarzda okuma alışkanlığına sürüklemiş ve bu okuma neticesi, Ebu Bekir’den bu yana, (hatta Adem’den bu yana) yazılan tarihin, sanki kimi “özel” ve “seçilmiş” kişiler çevresinde dönen dolapların toplamı olduğu zehabını besleyen metinler üretmelerine neden olmuştur…

İki: Lider Tayyib:

Bu anlayışın tartışması bir yana, bu tür tarihlerde anlatılan parlak şahsiyetlerin –sahip kıranların, kutbu azamların, zillullahi ardların, sultanların, paşaların, ağaların- tümü gözden geçirildiğinde, hiç birisinin, şu anda başımızda bulunan şahsiyet kadar güç ve kudret tekeline sahip olduğunu sanmadığımı söylemek isterim….

Üç: Lider Müsveddeleri:

Başta “Haspa” olmak üzere, diğer tüm partiler, böyle bir “lider” karşısına, yine bir lider çıkarma ihtiyacını hissetmişler, üretebildikleri kişiler ise, mevcut “lider”in sahip olduğu kimi özellikler ile mukayese edildiğinde, birer “lider müsveddesi” olmanın ötesine geçememiştir…

Dört: Liderin Özellikleri:

Tayyib Erdoğan özelinde liderin sahip olması gereken (!) vasıfların neler olduğunu tespit etmeye çalışırsak, bunları birkaç başlık altında toplamamız mümkündür, kanaatindeyim:

Birinci Grub: İçsel Şahsi Özellikler:

Israr: Tayyib, 20li yaşlarından bu yana, halkla siyasal bir iletişim kurmayı ısrarla sürdürmüştür.

Çalışkanlık: Türk siyasi hayatının en çalışkan lideri kimdir, dense, verilecek cevabın tartışmasız ne olacağı bellidir…

İkinci Grub: Dışsal Şahsi Özellikler:

Hitabet: Halkın büyük bir bölümünü –özellikle kadınları- etkileme imkanı yüksek bir hatip olduğu görülmektedir…

Öfke: Bazen kontrol dışına çıksa da, yüksek sempati doğuran ve “imanlı”, “özü sözü bir” imajına katkı yapan ve kararlılık beyanı olarak algılanan hırçın öfkesi, bir avantaj olarak görünmektedir…

Nabza Göre Şerbet: Pragmatik kişiliği, bir fikrin daisi ve liderinden çok, “ne istersiniz” sorusuna verilmiş cevaplardan oluşan konuşma içerikleri ile, nabza göre şerbet vermeyi becermektedir…

Üçüncü Grub: Çevresel Özellikler:

Vefa: Birlikte yola çıktığı “yağan yağmurda beraber yürüdüğü” arkadaşlarının –ister becerikli, ister beceriksiz olsunlar- hiç birini, yolda bırakmama kararlılığı tespit edilebilir boyuttadır…

Ekip Çalışması: “İşi ehline verme” kapsamında değerlendirilmesi gereken ve bir önceki madde ile de irtibatlandırılan, özellikle icracı bakanlıkları, -kendi ekibi içerisinde olmak kaydı ile- bu işi becerebilecek insanlara tevdi etme ve onların arkasında durma özelliği bariz görünmektedir…

Danışma: Bilgiye ve tecrübeye hürmeti, her konuda “ortak akıl” arama gayreti, hem lafzında, hem de fiilinde açıktır…

Aşağılama: Alternatif olacak lider adaylarına ve yakın ekibine karşı “kıyıcı” denilebilecek kadar pervasız davranışları, hem şahsiyetindeki “mesani”yi, hem de tartışmasız liderliğini desteklemektedir…

Havuç-Sopa: Yakın ve uzak çevresini gerek makam ve gerekse imkanlar ile ödüllendirme olanağını elinde tuttuğunu sürekli göze sokması ve en ufak ihanet şüphesine karşı “zul-intikam” davranışı, ödül ve mukafat, ceza ve sevap tekelini ısrarla kullandığının bir göstergesidir…

Dördüncü Grub: Sistemsel Özellikler:

Güce Tapınma: Gerek içerde kimi güçlerle mücadelesinde, gerekse bölgemizdeki ülkelerle alıp-vermesinde, asıl dünya gücü “dünya sistemi” ve “lordları” ile olan uyumlu ve işbirliği arayan tavrı, onun asıl gücün kimde olduğunu idrak ettiğini ortaya koymaktadır…

Koalisyon Kurma: İçerde ve dışarıda verili güçlerle kurduğu koalisyonlar (içerde genel kurmay, cemaat ve liberaller vs) hedeflerini bir program dahilinde, adım adım gerçekleştirme kabiliyetinin belirtisidir…

Beş: Numan Kurtulmuş:

Şimdi Tayyib Erdoğan’ın, müsbet ve menfi, ama her biri liderlik algısını güçlendiren bu özelliklerini sayıp döktükten sonra, bir de Numan beyin vasıflarını –bir izleyici gözüyle- tasnif etmek istiyorum, müsaadenizle…

Tereddüt: Siyasi hayatının her aşamasında (İstanbul Büyük Şehir adaylığı, İl Başkanlığı, 2002 seçimleri sonrası İstifası, Kongrede Genel Başkan adaylığı, İftar baskınındaki hal ve hareketi, SP den istifası, Has Parti kuruluşu, Seçime Dahil oluşu ve Seçim sonrası hal ve hareketi vs) sürekli bir tereddüt halinde olduğunu göstermektedir…

Ekibe Bağlanmama: Bu tereddüt hali, onu herhangi bir insan grubuyla angajmana girmesine engel olmakta, istikrarlı bir “biriciklik” haline yönelmektedir… Ondan beklenen “kendisini ümmete hibe etmesi” iken, bireysel ikbal arayışı içinde olduğu intibaını ifraz etmektedir…

Fikre Bağlanmama: Herhangi bir fikrin şampiyonluğunu yapmak, bir fikrin Türkiye genelinde savunucusu ve sözcüsü olmak ona göre değildir… Konjonktürü kollamak ve halkın varsaydığı üzerindeki sempatisini, siyasi bir ikbale çevirmek beklentisi için sıfır hata ve sıfır angajman politikasını sürdürmektedir…

Şaşı Bakış: Hem mütereddid siyaseti, hem de ne fikre, ne de ekibe bağlanmama tavır ve kararlılığı (?) onu konjonktür tutkunu ve müptelası kılmakta, bu durum ise, ortada mevcut aktörleri (özellikle Tayyib Erdoğan ve ABD Konsolosluğu) izleme mecburiyetine mahkum etmektedir… Bu iki odak yan yana dururken gözlerinde bir problem oluşmamakta, ama bu iki odak birbirinden uzaklaştığında gözler şaşılaşmaktadır…

İkbal Beklentisi: Kendisinde vehmettiği “seçilmişlik” sıfatının gereği olarak, “nasılsa gün bize de gülecek” algısıyla, hatasız ve kusursuz bir siyasi hayat izlemeye azmi cezmi kast eylemiş, bunun sonucunda, milletin büyük teveccühüne mazhar olacağını zamanın kendisine de güleceğini, sıranın kendisine de geleceğini, dehrin ona baş olmayı sunacağını vehmederek beklemektedir…

Altı: Hasparti’nin Yönü Ne olmalı:

Milletin liderlik algısı, Tayyib Erdoğan’ın özellikleri ve liderliğinin tespiti, Numan beyin ise, bir “lider” profili çizmediğini tespit ettikten sonra, Has Parti üzerine bir yol haritası denemesine sıra gelmiştir, kanaatindeyim… Bununla ilgili kimi tespitlerimi sizinle paylaşmak istiyorum:

Cemaat: Böylesi karizmatik bir liderin karşısına, o niteliklerin yanından geçmemiş muhayyel bir “lider” çıkarma gayretkeşliği, neticesiz kalmaya mahkumdur… Bunun yerine, kolektif bir anlayış ile hareket eden, belirli vasıflara sahiplikleri ile temayüz etmiş kişilerden oluşan ve Türkiye için Türkçe öneriler ve reçeteler sunma potansiyelini gösteren (aranızda bir topluluk bulunsun) fehvasınca bir topluluk/cemaat oluşmalı ve bir gövde hareketinin imkanları araştırılmalıdır…

Fikir: Bu topluluğun tek bağlayıcı fikri, Türkiye olmalıdır… Bütün stratejisini buna göre hazırlamalı ve gavura kaptırdığımız tüm değerleri, hayat biçimleri ve teknolojilerimizi yeniden ihya ederek, gavurun karşısında duracak bir “güç odağı” olmayı sağlayacak donanıma, ancak “topluca” sahip olduğumuzu idrak eden bir davranış biçimi/tarz-ı siyaseti ve karar süreçlerini tesis etmelidir…

İman: Yapılanın elzem olduğuna ve yapılması gerektiğine dair kesin bir iman ve kararlılık, topluluğun tüm fertleri ile dayanışmalı olarak paylaşılmalıdır… Nifak (inançsızlık ve çıkar beklentisi) taşıyan fertler öne çıkmaya çalışacak ve liderlik hevesine kapılacaktır… Bunlar karşısında tüm fertleriyle toplum irade koymalı, “hanginiz Muhammed”i idrak eden ve “ayağını titreten bedevi” olmama iradesine sahip olan kişiler olmalıdır…

Bunun dışındaki bir tavır içersindeki Has Parti, yağmada sıra bekleyen bir “çete” muamelesi görecek ve halkın ve Hakkın nezdinde, “biraz da siz oyalanın” başarısından başka bir zafere ulaşamayacaktır…

Vesselam…

http://www.timeturk.com/tr/makale/mehmetyilmaz/bizim-de-liderimiz-var-iste.html

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir