Rafael Sadi: Yahudilik tarihinde Toledo

Toledo, Hz. Süleyman tapınağının iki kez yıkılmasından sonra Yahudilerin büyük bir kısmının İsrail topraklarını terk etmek zorunda kalması ile Yahudilerin Avrupa kıtasındaki en önemli ve en eski “Yahudi şehri” olma unvanını kazanmıştır.

Toledo şehrini aynı zamanda zulüm ve engizisyonun hatta din bağnazlığı ile ayrımcılığın en karanlık şehri olarak da tanımlayabiliriz.

Her ne kadar Yahudilere yaklaşık 1500 yıl kadar ev sahipliği yapmış olsa bile, tarih boyunca Yahudi düşmanlığı ve Hıristiyan toplumdan ayrıştırılmaya, asimile edilmeye ve hatta Hıristiyanlaştırmaya devlet eli ile, yasalar ile çabalar verilmiş bir şehir ismidir.

Toledo, M.Ö. 250 ile M.S. 711 yılları arasında Roma İmparatorluğu yönetimi altındaydı. Katolik kilisenin yönetiminde olan İspanyol yarım adası yasaları Yahudilerin bir çok inanç kurallarını bile yerine getirmesini yasaklıyor ve karma evliliklerden doğan çocukların zorla vaftiz edilmelerini emrediyordu. Halbuki Yahudilik dini mucibince çocuk annenin dini esasına göre değerlendirilir.

5. yüzyılın başlarında mevcut olan bir başka topluluk ise Vizigotlar idi ve bu toplum aslında Hıristiyanlık karşıtı idi. Daha sonraları zorla dinleri değiştirildi ve Hıristiyan edilerek kimliklerinin kaybolması sağlandı.

Üçüncü Toledo zamanında durum daha da vahim bir hal aldı ve M.S. 613 yılında Yahudilerin dinlerini değiştirmeleri emredildi. Kabul etmeyenleri sınır dışı edilecekleri yasa ile kararlaştırıldı. Birçok Yahudi ailesi din değiştirmektense terk etmeyi tercih etti. Din değiştirerek kalanların büyük bir kısmı halen gizlice Yahudi din ve gelenekleri idame ettirmektedirler.

M.S. 633 yılında Dördüncü Toledo Konseyi Kripto -Yahudi sorununu gündeme getirerek Marranos (Zorla Hıristiyanlaştırılan Yahudiler) ki yasal olarak bunlar da Yahudi sayılmaya devam edilmişti. Konsey yasasına göre sözüm ona Hıristiyan olan birinin Yahudiliğe dönmesi halinde çocuklarının derhal bir Hıristiyan manastırına kapatılarak gerçek bir Hıristiyan yaşamı kazanması sağlanacaktı.

MÜSLÜMAN DÖNEMİ 8.YY İLE 11. YY ARASI

8. yüzyılda Berberi Müslümanlar yaklaşık olarak İberya yarımadasının tamamını fethetmişlerdi (İşgal de diyebiliriz). Ancak İslam yönetimi döneminde İspanya adeta çiçek açtı. Yahudiler ve Hıristiyanların ”Dhimmi” (Gayri Müslim) olarak statülerini koruyabilecekleri garanti edildi. Bu yine de Müslümanlar ile eşit haklara sahip olacakları anlamına gelmemekteydi. Ve İspanya’nın “altın çağı” diyebileceğimiz dönemde Yahudiler toplumda hak ettikleri yere gelebildiler. Sosyal, ticari hatta devlet işlerinde bile etkin olabildiler.

Yahudiler bu dönemde en güçlü yazar ve sanatçılarını bilim adamlarını çıkardılar. Adeta bir Yahudi rönesansı yaşandı.

YAKIN HRİSTİYAN DÖNEMİ 11. YY İLE 14. YY ARASI

Bu dönemin başlarında Hıristiyan İspanyası Yahudiler için oldukça umut verici olduysa da 1085 yılında 6. Alfonso -Toledo Fatihi- Yahudilere karşı toleranslı idi. (Bu arada tolerans tahammül etmek demektir) Alfonso Yahudilere Hıristiyanlar ile eşit vatandaşlık hakları taahhüt etti. Hatta asalet unvanlarının da Yahudilere verilebilmesini sağladı. Bu dönemde Toledo’da 15 bin kadar Yahudi yaşamaktaydı. Bu 50 bin olan şehir nüfusunun üçte biri demekti.

Bu çerçevede Yahudiler adeta millileştiler ve bu dönemde İspanyol ordusunda da 40 bin kadar Yahudi vardı. Siyah-Yeşil türbanları ile ayrı bir Yahudi lejyonu olduğu belli ediliyordu. (Nasıl bir eşitlikse artık)

1108 yılında İspanyollar’ın Ucles savaşını kaybetmesinden sonra Yahudi düşmanı olan bir grup Toledo şehrini basıp Yahudi iş yerleri ile evlerini yağmaladılar ve sinagogları ateşe verdiler. Kral Alfonso suçluları cezalandırmaya ant içmişti ancak ömrü vefa etmedi ve 1109 yılında vefat etti. Ölümünden sonra Yahudiler adeta evlerine hapsoldular ve dışarı çıkamaz oldular.

7. Alfonso da babasının izinde gitti ve Yahudiler ile ilişkileri oldukça düzgün tuttu. Hatta vergi toplama görevini Yahudilere teslim etti. Yahudilere bütün haklarının iadesini söz verdi ve yeni haklar da ekledi. Yahudilerden Yudah Ben Joseph ibn Ezra‘nın Kral ile yakın ilişkisi vardı ve 1147’de Calatrava Savaşı’nı kazanmasından sonra Yudah’ya kalelerinden birini komutanlığını verdi. Daha sonraları ise Adalet divanına atadı kendisini.

7. Alfonso bu arada oldukça güzel bir bayan olan Yahudi Toledolu Rachel Fermosa’ya aşık oldu. Alfonso Alarcok Savaşı’nda yenik düşünce muhalifleri suçu sevdiği kadına yükleyerek yenilginin acısını güzel Rachel’i öldürerek çıkarttılar. Sadece kadını öldürmekle kalmadılar, aynı zamanda Toledo’daki bütün ailesini de katlettiler.

12. ve 13. yüzyılda İspanya ve Toledo’daki Yahudiler Haçlılar’ın gelmesi ile 1212 yılında da Yahudi karşıtı gösterilere yağma ve toplu katliamlara maruz kaldılar. 13. yüzyıl boyunca İspanyadaki Yahudiler aynen Fransa’dakiler gibi erkek ve kadınların kendilerini Hıristiyanlardan ayrı tutmaları emredildi ve Yahudilerin kollarına sarı bir bant koymaları istendi. (Bugünlerde attıkça mangalda kül bırakmayan İnsan hakları savunucularının atalarının ne mal olduğunun bilinmesinde yarar vardır) Bunun aslında kendi güvenlikleri için olduğu da söylenmişti.

Papa İnnocent IV Nisan 1250’de Yahudilerin yeni sinagog inşaatlarına yasak getirdi. Yahudilerin kutsal Cuma günleri, toplumda görünmelerini de yasakladı aynı zat… Ve ayrı bir gettoda Yahudi mahallesinde yaşamaları emredildi (Juderia). Yahudileri bir çok iş kolunda etkin olduklarından dolayı da Yahudilere özel “varlık vergileri” konmuştu. (Anlayacağınız Varlık Vergisi uygulaması 1942’den daha eskidir).

Devam edecek…

Rafael Sadi

Odatv.com