Barış Vakfı’nın raporu: Çözüm sürecinde başarısızlığı anlamak ve yeni bir yol bulmak

Cuma Çiçek ve Vahap Coşkun’un hazırladığı raporun bir anlamda özeti sayılabilecek olan Medyascope’tan Oral Orpak’ın yazısını ilginize sunuyoruz.

Mardin Artuklu Üniversitesi öğretim üyesi Cuma Çiçek ile Dicle Üniversitesi öğretim üyesi Vahap Coşkun “Dolmabahçe’den Günümüze Çözüm Süreci: Başarısızlığı Anlamak ve Yeni Bir Yol Bulmak” başlıklı bir rapor kaleme aldılar. Bu rapor pekala, bir yıl önce dört akademisyen ve bir gazetecinin hazırladığı, 7 Haziran 2015 genel seçimlerine kadarki siyasi ortamı inceleyen “Çözüme Doğru Olasılıklar, İmkânlar ve Sorunlar Üzerine Değerlendirme” isimli çalışmanın bir devamı olarak görülebilir.

Çiçek ve Coşkun bu çalışmayı Barış Vakfı için gerçekleştirdi. Bu, 1 Eylül 2007 yılında kurulan Türkiye Barış Meclisi’nin yapmış olduğu çalışmalara katkı sunma, bu çalışmaları sürekli hale getirme, her koşulda her türlü sorunu, sivil siyaset, diyalog ve müzakere yoluyla çözüme kavuşturmayı hedefleyerek yakın zamanda faaliyete başlayan bir vakıf.

Raporun ana hedefi, Türkiye’yi içinde bulunduğu çatışmalı süreçten uzaklaştırıp barış inşasına yönelik çözüm yolları göstermek ve önerilerde bulunmak. Raporda çözüme yönelik siyasi önerilerin dışında, Dolmabahçe görüşmelerinden sonraki bir yıl müddetince yaşananlar kronolojik olarak okuyucunun bilgisine sunulmuş.

2013 Newroz Deklarasyonu

Raporun giriş bölümünde Abdullah Öcalan’ın Kürt meselesinde, uzun bir dönemin ardından silahlı boyuttan çıkıp demokratikleşme evresine geçebilme adına büyük umut vadeden 2013 Newroz çağrısına yer verilmiş ve Newroz Deklarasyonu’ndan çıkan mesajlar, sekiz madde halinde özetlenmiş:
1. Çözüm Süreci Ortadoğu çapında bir düzenlemedir.
2. Dış güçlerin ve baskıcı rejimlerin Kürt sorununun ortaya çıkışında rolü yadsınamaz.
3. Geçmiş mücadele bir kazanımdır.
4. Türkiye’nin açtığı yeni bir sayfada silahlara yer yok.
5. Demokratik siyaset yeni dönemin mücadele yöntemidir.
6. “Ulus devletçikler” yerine çoğulcu bir düzen gelecek.
7. Türk ve Kürt birlikteliği İslami birlikle var olmuştur.
8. Türkler ve Kürtler helalleşip ittifak kurmalı.

Abdullah Öcalan’ın Newroz Mesajı – Amed 2015: https://www.youtube.com/watch?v=jSFUYmnXoGs

Dolmabahçe açıklaması

Raporda, çözüm sürecinin tarafları olan HDP İmralı Heyeti ile Hükümet kanadının Dolmabahçe’de yapmış oldukları açıklamalar hakkında kısa bir bilgi veriliyor.Hatırlanacağı gibi, Sırrı Süreyya Önder’in okuduğu Öcalan’ın açıklamasında, silahlı mücadeleyi bırakması için PKK’ya bir kongre toplama çağrısı yapmış ve bu kongre için de 11 maddelik bir omurga tasvir etmişti. Hükümet kanadından, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ise sorunun çözüm yeri olarak siyaset kurumunu göstermiş ve çözüm açısından önemli bir aşamaya gelindiğini vurgulamıştı.

Söz konusu 11 madde şu şekilde ifade ediliyor:

1. Demokratik siyasetin tanımı ve içeriği
2. Demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımı
3. Özgür vatandaşlığın yasal güvencesi
4. Demokratik siyasetin devlet ve toplum nezdinde kurumsallaşması
5. Çözüm sürecinin sosyo-ekonomik boyutları
6. Demokrasi ve güvenlik ilişkisi kamu düzeni ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınması
7. Kadın, çevre ve kültür meselelerinin yasal güvenceleri
8. Kimlik kavramı, tanınması konusunda çoğulcu demokratik anlayışın benimsenmesi
9. Ortak vatan ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması
10. Bütün bu demokratik hamleleri içselleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa
11. Bu gelişmelerin hayata geçmesi için tahkim edilmiş bir çatışmasızlık.

HDP ve AKP Hükümeti ortak açıklama yaptı: https://www.youtube.com/watch?v=0BCrU79g_pg

Kent Çatışmaları ve sosyo-politik etkileri

Raporda, Dolmabahçe görüşmelerinden sonra başlayan çatışmalı sürecin analizine geniş yer ayrılmış; yaşanan can kayıpları, göç meselesi, sokağa çıkma yasakları ve kent çatışmalarının doğurduğu sosyo-politik sonuçlar, 13 madde halinde sıralanmış.

1. Mevcut şiddet politikaları Kürt sorununun çözümünde “iç çözüm siyaseti”nin altını oyuyor.
2. Toplumsal entegrasyonu oluşturmak adına büyük bir fırsat olan HDP gibi bir proje heba edildi.
3. Şiddetin kentsel alanlara taşınması ile Kürt sorununun demokratik yollarla çözümüne olan inancı zayıflattı.
4. Kent çatışmaları Kürt toplumu içindeki sınıfsal ayrışmayı derinleştirdi.
5. Yaşanan kent çatışmaları sınıfsal ayrışmanın yanında siyasi ayrışmayı da beraberinde getirdi.
6. HDP, Kürt sorununun siyasi yollarla çözümünde belirleyici rolünü kaybetti.
7. Çatışmalarla beraber sivil alanın belirleyicileri olan STK’lar sessizliğe büründü.
8. Kent çatışmaları tarafların eleştirme hakkını elinden aldı.
9. Kamusal alanın/ sokağın sesi her geçen gün kısıldı.
10. Siyaset kurumuna ve siyasetçilere olan güven azaldı.
11. Toplumsal militarizasyon arttı. Orta ve uzun vadede siyasi çözüm zora girdi.
12. Sorunun çözümünde tarafların geçmişle yüzleşme ve toplumsal adalet talepleri gibi barış inşası büyük bir yıkıma uğradı.
13. Son iki yıllık çözüm sürecinin çok daha gerisine gidildi.

2013-2015 Çözüm sürecinin başarısızlığa uğramasının nedenleri Çiçek ve Coşkun Çözüm sürecinin başarısızlığa uğramasının önde gelen üç nedeni olarak şu hususların altını çiziyorlar: a) Zamanın Kullanımı, b) aşırı muğlaklık, c) taahhütlere uyulmaması

Kazananı Olmayan Gidişat

Raporda, içinde bulunduğumuz sancılı sürecin (bombalı saldırılar, sokağa çıkma yasakları vb. bağlamında) kazananı olmayacağı vurgulanarak, buna rağmen barış ve siyasete dair sözlerin duyulmaz olduğunun altı çiziliyor. Raporda PKK’nın, kent çatışmaları ile Kürt meselesinde bir yere varamayacağı ve sorunun diyalog ile çözümü için masaya dönüş yolu dışında bir yol olmadığı belirtiliyor. PKK’nın bir açmazda olduğu iddiası üç argümanla destekleniyor. Öte yandan devlet için de bir çıkmazın söz konusu olduğu ileri sürülüyor. Devletin Kürt meselesini neden şiddet yoluyla çözemeyeceği ise sekiz gerekçeyle açıklanıyor.

PKK açmazına dair argümanlar:
1. Örgüt askeri yöntemlerle çözümün olamayacağını biliyor.
2. Kürtler için Irak ve Suriye deneyimleri güce/zora dayalı araçların sorunu çözmede işlevsiz kaldığını gösterdi.
3. Halkın büyük çoğunluğu kent çatışmalarını desteklemedi.

Devletin açmazına dair argümanlar:
1. Devlet normatif olarak kazanamaz. Çünkü sorun terör ve güvenlik sorunu değildir.
2. Sorunun ortaya çıktığı günden beri bütün yöntemler denendi. Yeni yöntemler de başarı getirmeyecek.
3. HDP ve DBP (Demokratik Bölgeler Partisi) güçlü bir toplumsal tabana sahip. Bu toplumsal tabanın güvenlikçi tedbirler ile yola getirilmesi düşünülemez.
4. Anaakım Kürt siyaseti dikkate değer kurumsal yapılara sahip
5. PKK, askeri hareketliliği sürekli tutacak insan kaynağı ve lojistik tecrübeye sahip.
6. Devletin askeri başarıları sanıldığı gibi PKK’yı bitirmiyor, yeniden üretiyor.
7. Kürt nüfusunun büyük bir çoğunluğu Cumhuriyet projesine onay vermiyor.
8. Dört ülkede yaşayan Kürtlerin dayanışması ve işbirliği eskisine oranla azımsanmayacak ölçüde arttı. Dolayısıyla meselenin jeopolitik yönü değişti.
Sonuç ve Politika Önerileri

Raporun “Sonuç ve Politika Önerileri” bölümünün başında İngiltere devletiyle IRA arasında yaşanan barış sürecinde baş müzakereci olan Jonathan Powell’ın bir sözü alıntılanıyor ve müzakerelerden sonuç almak için “sabır”ın öncelikli olduğu söyleniyor. Bu bağlamda, IRA örneğinde olduğu gibi, Türkiye’de de tarafların, kalıcı bir çözüm için çatışmadan uzaklaşıp zaman kaybetmeden müzakere ve diyaloğa dönmelerinin gerekliliği vurgulanıyor.
Çiçek ve Coşkun’a göre çözümün yeniden gündeme getirilebilmesi için iki sağlam dayanak söz konusu: Halkın büyük çoğunluğunun silahların ortadan kaldırılmasına ve barışın tesis edilmesine destek vermesi ve yine halkın büyük çoğunluğunun Kürt meselesinin, ülkenin bütünlüğü içinde çözüleceğine inanıyor olması.
Sorunun çözümü konusundaki politik öneriler ise başlıca şu şekilde sıralanıyor: Çatışma alanlarında toplumsal yeniden inşa, yeni bir müzakere sürecinin zeminini oluşturma, yeni bir müzakere süreci, mekanizmaları ve aktörleri.

Raporun tamamını okumak için bakınız.

Oral Orpak

Kaynak: Medyascope