Erdoğan Kaybetti, Demokrasi Kazandı

Seçim sonuçları birbiriyle ilişkili üç ana sonuç yarattı; HDP barajı aştı, bunun sonucu olarak AK Parti tek başına olan iktidarını kaybetti ve Erdoğan’ın başkanlık hayalleri tümüyle suya batmış oldu. Fakat unutulmamalı ki bu sonuçlar hemen parlak bir gelecek vaat edecek durumda değil.
Tek adam rejimine hayır
Yedi Haziran seçimlerinin Türkiye siyasi yaşamındaki orta/uzun vadede etki edebilecek en önemli sonucu HDP’ in barajı aşması olsa da güncel olan en önemli sonuç AK Partinin tek başına hükümet kurma imkanını kaybetmesidir. Çünkü bu sonuç Erdoğan’ ın tek adam rejimine yürüyüşünü ve ulusal çapta artan kutuplaşma sonucu olarak büyüyen iç çatışma zeminini zayıflatan ana unsur olacaktır.
AKP’nin bu sefer istediği başarıyı kazanamamasında şüphesiz ki özellikle son 5 yıldır giderek otoriterleşen, kendine oy vermeyenleri ötekileştiren saldırgan uygulamaları olmuştur. AK Partiden en belirgin olarak ayrılan seçmenler Kürt kimlikli seçmenlerdir. AKP’nin Kürt sorununun çözümünde son yıllarda belirgin şekilde artan ayak sürtmeleri ve HDP’ nin parti olarak seçime girme kararı ile giderek yükselen grafisi nedeniyle iktidarı kaybetme korkusu başta Erdoğan olmak üzere AK Partili yetkilileri adeta çıldırttı. Bunun üzerine HDP’ ye yönelen çok saldırgan, haksız suçlamamaları, dahası provakasyon amaçlı saldırıları desteklediği kuşkusu muhafazakar seçmenler de içinde olmak üzere Kürt kitlelerin AK Partiden kopmasına yol açtı. AK Parti tüm Kürt coğrafyasında ve büyük illerin Kürt seçmenlerin yoğun olduğu bölgelerinde önemli sayıdaki oylarını HDP’ ye kaptırdı. Öte yandan hatırlanmalı ki AK Parti sınırsız kamu kaynakları ve hükümette olmanın avantajını sonsuz şekilde kullanarak ancak bu sonucu elde edebilmiştir.
Zamanın ruhu CHP’nin aleyhine idi
CHP tek cümle ile söylenirse istediği başarıyı elde edemdi tersine 2011 seçimlerine göre % 1 civarında oy kaybetti. CHP yönetimi önemli ölçüde değişmiş, geleneksel söyleminin ötesine geçerek eleştiriden çok yapıcı alternatif ortaya koyan bir siyasal dil kullanmış ve başarılı sayılacak bir kampanya stratejisi belirlemişti. Bunun ötesinde Sünni dindarlara ve sınırlı da olsa Kürt seçmenlere yönelik bir açılım politikası ortaya koymaya başlamıştı. Fakat zamanın ruhu farklıydı. AK Partiyi oy vermeyen seçmenler bazı MHP’liler de dahil olmak üzere B. Arınç’ ın söylediği gibi Erdoğan’dan ve AKP’ den nefret ediyorlardı ve ondan kurtuluşun güncel pratik tek aracı HDP’ nin barajı aşmasıydı. Bunun sonucu olarak CHP‘nin %2 civarında bir seçmeni HDP’ ye yöneldi. Bu seçmenler içinde şimdiye kadar HDP’ nin çizginse çok uzak kesimler de vardı. Bu arada K. Kılıçdaroğlu’nun kendi başkanlığını tehlikeye atabilecek olmasına rağmen CHP den HDP’ ye yönelik oy kaymalarını önlemek için aktif bir tavır takınmayarak bir çeşit dolaylı desteği de gözden kaçmamalıdır.

CHP belki az da olsa AKP’ den oy aldı ama yöneldiği politikalar henüz sağa oy veren dindar yoksul kitlelerden oy alabilecek sonuçlar yaratmaktan çok uzaktır. Çok derin tarihsel sosyolojik nedenleri olan bu durumun değişmesi çok farklı gelişmeleri şart kılmakta.
Seçimin asıl galibi
Şüphesiz ki seçimin en başarılı ve parlak sonucunu elde eden parti HDP olmuştur. Sistemin dayattığı haksız %10 barajını az farkla da olsa kazanabileceği tartışılan HDP bunun çok üstünde % 13,1 alarak büyük bir atılım yapmış oldu. HDP’ nin bu başarısını getiren esas oy kayması büyük ölçüde Kürt seçmenlerin AK Partiden koparak HDP’ ye yönelmesi olmuştur. Kürt illeri ve başta İstanbul ve İzmir olmak üzere büyük kentlerdeki Kürt nüfusunun yoğun olduğu mahallerdeki oy kayması açık gerçeği ortaya sermektedir. Muhafazakar Sünni dindar Kürt kesiminden sol yelpazede kabul edilen bir siyasal harekete bu şekilde yönelim bölgede son yılarda belirgin şekilde etkinliği artan Kürt siyasal hareketinin etkisini de ortaya koymaktadır. “Ya dilime ya dinime” politikasından “hem dilime hem dinime” yönelme ortadadır. Fakat yukarıda da söylendiği gibi tek faktör bu değildir. Şimdiye kadar CHP veya sol seçmen tavrı içinde olan Kürt Alevi kimlikli seçmenler ve Gezi mücadelesi içinde politik canlılık gösteren bir gençlik kesimi de HDP’ ye yönelerek bu başarıda pay sahibi oldu.
Milliyetçi reaksiyon
MHP seçimlerden 2011’ e göre % 3 civarında oy artışı sağlayarak başarılı bir sonuç ile çıkmıştır. Aslında MHP gerekli stratejik politik değişiklikleri yapabilseydi belki daha başarılı da olabilirdi. MHP sadece tepkisel Türk Milliyetçisi oyları değil AK Partinin merkezden “otoriter İslami “ politikalara kayan yöneliminin bıraktığı boşluk nedeni ile daha merkez seçmenleri de yanına çekebilirdi. Ama bunu başaramadı sadece geleneksel oy bölgelerinde AK Partiye kaybettiği oyları kısmen geri alabildi.
Kimlik politikaları nereye
Gerek AK Partinin tek başına hükümet etme gücünü kaybetmesi, gerek Erdoğan’ın başkanlık hayallerinin bitmesi gerekse de haksız % 10 barajının HDP tarafından aşılması demokrasi yönünde umutlarımızı artırmaktadır. Fakat bununla birlikte unutulmaması gereken şey kimlik temelli kutuplaşmaların varlığını belki de bir bakışla artırarak sürdürdüğü gerçeğidir. Kürt illeri ve büyük illerde Kürt nüfusun yoğun olduğu yerlerdeki HDP varlığının büyük ölçüde artması, Türk milliyetçi eğilimin temsilcisi olarak MHP’nin güçlenmesi, AK Partinin Sünni İslamcı bir söylemi öne çıkarması bu yöndeki işaretlerdir.
Umut daha ağırlıklı
Bununla birlikte kimlik temelli kutuplaşma açısından bakıldığında gerek HDP, gerekse CHP de bu seçimlerde geleneksel kimlik temsil çerçevesinde dışarı doğru yönelim politikalarının belirgin varlığı gerekse İslamcı söyleminin dozunu belirgin şekilde artıran AKP’nin küçülmesi ileriye doğru umut işaretleri olarak yorumlanabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir