Erdoğan’ın yeni müttefikleri: Aşiretler, korucular, Kürt imamlar ve Öcalan

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt sorunu çözüm sürecini yeni müttefiklerle ve İslami eksende yeniden başlatma hazırlığında. PKK ve HDP’yi muhataplıktan silen Erdoğan’ın, Saray’a davet edeceği yeni çözüm müttefikleri, feodal aşiret liderleri, maaşlı korucular, meleler, mollalar…

1 Kasım 2015’te yeniden seçim kararı alındıktan sonra, 20 Eylül 2015’te, İstanbul Yenikapı’daki mitingde Cumhurbaşkanı, meydanda toplananlara “Türkiye’nin Kürt sorunu yoktur. Sadece Kürtlerin mi sorunları var? Lazların da, Çerkezlerin de sorunları var” diye seslendi ve büyük alkış aldı.

6 Ocak 2016’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki muhtarlar buluşmasında ise bu kez, “Türkiye’nin Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır. Kimse bize Kürt sorunu diye yutturmaya kalkmasın” diyen Erdoğan, 2005’te Diyarbakır meydanında toplanan on binlerce kişiye seslendiği “Kürt sorunu benim sorunum. Bu sorunu ben çözeceğim, size söz veriyorum” sözlerini unutmuşa benziyordu.

Ancak 20 Ocak’taki muhtarlar buluşmasında Cumhurbaşkanı, yeniden “çözüm” ifadesini kullandıktan sonra çözümün modeli konusunda yeni yaklaşımını şöyle dile getirdi: “Bunun için önümüzdeki süreçte, ne bölücü terör örgütü ne de onun güdümündeki parti ve diğer yapılar asla muhatap alınmayacaktır, o iş bitmiştir. Onlar örgütüyle, milletvekilleriyle, belediyeleriyle, yaptıklarının hesabını adalete verecekler. Biz de milletimizle bölgeyi yeniden ayağa kaldıracağız. Güvenlik güçlerimiz bölgeyi teröristlerden tamamen temizledikten, kamu düzenini tesis ettikten sonra milletimizle, vatandaşlarımızla oturacağız, bu meselenin kökten çözümü için yapılacakları kararlaştıracak ve hayata geçireceğiz.”

Erdoğan bu sözleriyle kendisinin Başbakanlığı döneminde başlatılan, 2013’ten bu yana AKP hükümeti ile BDP-HDP, Abdullah Öcalan ve PKK’nın Kandil’deki yöneticileri arasında yürütülen müzakere modeline geri dönülmeyeceğini, PKK ve Kürtlerin TBMM’deki temsilcisi HDP’nin asla muhatap alınmayacağını ilan etti.

Cumhurbaşkanının meselenin kökten çözümü için kastettiği muhatapların kim olacağı sorusunun yanıtı, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’dan geldi.

Kalın, Cumhurbaşkanının sözlerine açıklık getirirken, yeni aşamada Kürt sorununa çözüm arayışlarında bölgede sahadaki kanaat önderlerinin, korucuların, aşiret liderlerinin, melelerin ve mollaların Saray’a davet edileceğini, kimi “siyasetçilerin ve sivil toplum kuruluşlarının” da değişik periyotlarla çağrılarak, kendileriyle, çözüm için “istişare edileceğini” açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsünün sıraladığı yeni muhataplar, 2013’ten bu yana yeni anayasa, demokratikleşme, anadil başta olmak üzere Kürtlerin etnik, siyasi, sosyal alanlardaki temel hak ve özgürlüklerinin tanınıp, genişletilip yasal güvenceye alınması ekseninde yürütülen müzakerelerin farklı bir modele taşınacağına işaret ediyor.

Zaten büyük bölümü aynı zamanda bölgedeki aşiretlerin mensubu olan korucular, devletin 1990’lı yıllarda silahlandırıp maaşa bağladığı, güvenlik güçleriyle birlikte PKK’ya karşı savaşmaları için organize ettiği unsurlar.

Aşiret liderleri, büyük ölçüde bölgede feodalitenin, yarı kölelik ve sömürü düzeninin, topraksız köylüleri boğaz tokluğuna aşiret lideri için çalışmaya zorlayan, çağdışı bir sistemin otoriter, gerici temsilcileri.

Meleler ve mollalar, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da Kürtler arasında gayriresmî olarak din adamlığı, imamlık yapan, halk arasında büyük saygı gören kişiler. Atatürk döneminde laikliğin kabulüyle yasaklanıp kapatılan tekkelerde, medreselerde bölgede etkinliği olan şeyhler ve şıhlar tarafından çocuk yaşta alınarak yatılı kurslarda Kur’an ve din eğitimi ile yetiştirilen bu insanların, bölge halkı üzerinde dini ve manevi açıdan ağırlığı ve etkinliği söz konusu. Özellikle Sünni Kürtler, Zazalar arasında büyük etkisi olan meleler ve mollalar için 2011’de AKP hükümetinin yaptığı düzenlemeyle Diyanet İşleri Başkanlığı’na 1000 kişilik kadro tahsis edilerek, resmi imamlık imkânı getirildi ve meleler devlet tarafından maaşa bağlandı.

İbrahim Kalın’ın sıraladıkları arasında yer alan “siyasi kişilerin” kimler olacağı ise şu anda meçhul. Kürtlerin TBMM’deki temsilcisi HDP’nin muhatap alınmayacağı ilan edilmiş durumda. Kürtlerin yerel seçilmiş temsilcileri de bölgede ağırlıkla yerel yönetimleri elinde bulunduran Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) belediye başkanları. Ancak, son dönemde hendek ve barikatlara destek verdikleri iddiasıyla pek çok DBP’li başkan gözaltında ya da İçişleri Bakanlığı’nca görevden alındı. Dolayısıyla DBP de “siyasi muhataplar” arasında yok. Cumhurbaşkanının, “Özyönetim isteyenlerin dünyayı başlarına yıkarız” dediği “özyönetim” ilan eden Demokratik Toplum Kongresi (DTK) de Saray’ın muhatapları arasında yer alamayacak.

O zaman yeni çözüm sürecinde Saray’ın “siyasi muhatapları” kim olacak? Büyük olasılıkla yeni çözüm süreci için Saray’a davet edilecek muhtemel “siyasi kişiler” ya da muhataplar şunlar olabilir:

  • Cumhurbaşkanı ve AKP’nin bölgede çatışmalar ve sokağa çıkma yasaklarıyla bölgeye sıkıştırıp, “etnik Kürt partisi” olarak yaftalayıp marjinalleştirerek “Türkiye partisi” iddiasından uzaklaştırmayı ve yüzde 10 barajının altına itmeyi hedefledikleri HDP’ye alternatif, Kürt AKP’si

  • 1 Kasım seçimlerine AKP lehine katılmayan HÜDA-PAR

  • Bucak Aşireti’nden Sertaç Bucak’ın yeniden kurduğu, AKP çizgisine yakın ve Mesud Barzani destekli Türkiye Kürdistan Demokratik Partisi (TKDP)

  • Yıllarca yasaklı ve yeraltında olan, legal siyasi faaliyet kararı alarak, yöneticileri 35 yıl sonra yurt dışından Diyarbakır’a dönen, Kürt siyasetinde silahlı mücadeleyi reddeden, PKK karşıtı Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK).

Dolayısıyla Cumhurbaşkanının yeni çözüm modelinin ağırlıkla bölgedeki aşiretler ve onların silahlı gücü korucularla oluşturulacak feodal ittifak ile Sünni-İslam eksenli inanç ittifakı üzerine oturtulacağı, “uvertür” olarak da bölgede fazla etkinliği ve tabanı olmayan bazı siyasi figürlerin bu oluşuma dâhil edileceği anlaşılıyor. Buna, HDP’den kopmaların olması olasılığını da eklemek gerekiyor.

Cumhurbaşkanı, PKK ve HDP’yi muhataplıktan silerken Abdullah Öcalan’ı saymaması, Öcalan ile yeni çözüm döneminde “işbirliği ve ittifakın” yeniden şekilleneceği şeklinde yorumlanabilir.

Bir süredir “tecritte” olan Öcalan’ın önerisiyle, AKP’nin de dolaylı teşvik ve desteğiyle Mayıs 2014 ve Aralık 2015’de organize edilen “Demokratik İslam Kongreleri”, yayınlanan sonuç bildirisi ve Öcalan’ın kongreye gönderdiği dinsel içerikli mesajla Kürtlerde heyecan yaratmıştı. “Medine Sözleşmesi” çağrısı yapılan her iki kongre, Erdoğan ve Öcalan’ın çözüme “inanç ve İslam eksenini” dâhil etme konusunda uzlaşabileceklerinin göstergesi.

Büyük sansasyon yaratan ve tartışmalara neden olan “İmralı Tutanaklarında” Öcalan’ın “Başkanlık sistemi düşünülebilir. Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz” sözlerine karşılık, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 7 Haziran’daki “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışı, Erdoğan’ın muhatap tercihini Öcalan’a yönlendirmiş görünüyor.

Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dolmabahçe mutabakatından haberdar olduğunu, silahla çözümün olmayacağını, çözüm sürecine süratle geri dönülmesini ve bu yeni süreçte Öcalan’ın mutlaka var olması gerektiğini dile getirmesi de gelinen yeni aşamada zamanlama açısından önemli bir çıkış.

Zülfikar Doğan

Kaynak al Monitor