Eski bayramlar Geri Gelir Mi?

ESKİ BAYRAMLAR  GERİ GELİR Mİ?

Bizim kuşağımız eski bayramları özlemle hatırlar.Günler önceden heyecanı  başlardı. O gün erkenden kalkılır,özenle hazırlanılır, önce ailede bayramlaşılırdı. Sonra karşılıklı ziyaretler yapılır,büyüklerin elleri öpülürdü. Onlar da bizlere ufak harçlıklar,mendil,çorap gibi küçük hediyeler verirlerdi.Hiç bir şeyin maddi değerine bakılmazdı.Önemli olan sevgiyi ve  saygıyı paylaşmaktı. Koşulsuz sevgi ve saygı vardı. Bayramların anlamı ,akrabaların,arkadaşların,dostların birbirlerine bağlılıklarını ifade etmesine dayanırdı.Dargın olanlar bile,bayramda barışırlardı.

Geçen yıllarla birlikte,kapitalizmin, insanı kendi özüne ,yüreğindeki  güzeliklere yabancılaştıran,onu yalnızlaştırarak , sadece üreten ve tüketen bir kukla haline getiren bireyciliği, toplumumuzun üstüne kabus gibi çöktü.  Bir çığ gibi tüm değerleri mizi  önüne katarak  sürüklerken bayramlarımızın güzelliğini de yoketti. Üretim ilişkileri üst yapıyı belirler,kendi değerler sistemini yaratır. Bugünkü  neoliberal sistemde , insanlar arasındaki akrabalıkların, kardeşliklerin,dostlukların önemi  ikinci plana atılmıştır. Önemli olan sahip olduğunuz paradır. Dolayısıyla insan tüketim gücü oranında değer kazanır. Bu mesaj, örtülü veya açık sürekli bize verilmekte,bilinçaltımıza ustalıkla yerleştirilmekte, insanlar binlerce yıldan beri sahip oldukları değerler sistemine sırt çevirerek, bu çığın içinde mutsuzca çırpınmaktadır. Dinin, diğer ideolojilerin de  bu tüketim hırsını engelleyemediğini  , örnek alınacak liderlerin de bin bir türlü gerekçe yaratarak ,kendilerini çıkarcılık canavarının pençesinden kurtaramadığını görüyoruz.

Bireyciliğin ve çıkarcılığın, insanın mutluluğunu,coşkusunu,dünyayı ve herşeyi …. adım adım nasıl yokettiğini  idrak etmenin zamanı çoktan geldi ,geçiyor…

Ramazan ayında verilen iftarlarda ,lüks  otellerde,saraylarda hazırlanan   yuvarlak şık masalarda oturan insanların hüzünlü yüzlerini, buna karşın yeryüzü sofralarındaki  coşkuyu,neşeyi ve mutluluğu görmediniz mi? Kapitalizmin tüm ustaca oyunlarına rağmen,insanın yüreğindeki  sevgi,dayanışma ve paylaşma arzusu çok büyük bir potansiyel olarak varlığını devam ettirir. Eğer o potansiyeli  canlandırırsanız ,mutluluk ve  enerji  ortaya   çıkar. Eski bayramların güzelliği de bu paylaşımda  yatar. Bireycilik ise , aynı yabancı bir organ nakli gibi bizim ruhumuza  uygun değildir. Bizi mutsuz ve hasta yapar.

Bunun farkına vardığımız ölçüde , eski bayramların coşkusuna geri dönebiliriz.

Kinimizi,düşmanlıklarımızı yüreğimizden atıp, dargın olduklarımızla barışabiliriz. Bize hangi çıkarı  sağladığına bakmaksızın, dostluklarımızı yeniden kurabiliriz , arkadaşlarımıza,akrabalarımıza  onların bizi arayıp aramadığına bakmadan kavuşabiliriz.

Haydi bu bayram kendi değerlerimize sahip çıkalım.Eski bayramların tadını yeniden yaşayalım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir