Kayyim “Sezai Şengönül” kimdir, ne yazmıştır?

Şahsen de tanıma “şerefi”ne nail olduğum, Feza Gazetecilik A.Ş’nin başına KAYYİM olarak atanan Sezai Şengönül’ün kendi kaleminden çıktığını varsaydığım biyografisini ve -ne şeref ki benim de bir kaç yazıma yer veren- “BirleşikBasın”daki köşesinde yer alan bir kıymetli yazısını aşağıda paylaşıyorum…

Biyografisinden de anlaşılacağı gibi, uzun bir “eğitim” hayatına, yoğun bir “çalışma” hayatına ve derin bir “kültür” hayatına sahip, medyadaki tecrübeleriyle “parmak ısırtan” bu tanışımızın, “Feza” nam şirketin sahibi olduğu medya mecralarına Kayyim atanması haberini aldıktan sonra, -dayanılmaz bir kıskançlık ile birlikte- bu kuruluşları bugünkünden çok daha “ileri” aşamalara taşıyacağına olan kuvvetli inancımızı ifade etme isteğiyle kavrulduk…

Yumurtaya can veren Allahım, nelere kadirsin…

Rabbimizden niyazımız, (vesilesi “beştepe” midir, “yenimahalle” midir şüphedeyiz) bize de böyle ballı börekli kayyımlık nasip etmesidir…

Her yiğide böyle “helal kazanç” ve “şerefli milli görev” nasip olmaz!…

Şeref noktai nazarında eksikliklerimizin farkındayız… Bu noktada performansımızı arttırıp, sahip olduğumuz “dereke”yi daha ilerilere taşıma azmimizi beyan eder;, tanışımız Sezai Şengönül’ün, Koza İpek Medya grubuna atanan refiklerinin ortaya koyduğu başarılı çalışmayı, daha kısa sürede gerçekleştireceğine olan inancımızı ilan ederiz…

Mehmet Yılmaz

MUHTEREM KAYYİMİN HAYATI: (Muhtemelen Kendi Kaleminden)

(1970-…….) Adana/Kadirli dogumlu, iki yıl çukurova üvinersitesi iktisadi idari bilimler fakültesi muhasebe bölümünde okudu
‘Anemon’ ‘Vakt-i Leyli’ ve’Günyüzü’ isminde 3 tane şiir kitabı, 2011 yılında ise Sormak Lazım isimli Röportaj kitabı Fide yayınları tarafından yayımlandı.
‘Sacit ONAN’ nın yorumlamış olduğu ‘Suya düşen Mısralar’
İsimli on iki şairin on iki Şiirinden oluşan şiir Albümü ve
kasetinde ‘BİLENDİ’ isimli Şiirine özgün müzik yapılarak
yorumlandı. Bu cd ve Kaset çalışmasının proje yönetmenliğini yaptı.

‘Tirşik’ Dergisi Yazı işleri Müdürü olup, Işıltı Gazetesi’nin (Engelliler için çıkartılan) Kültür Sanat Edebiyat sahifesi editörü ve ‘birteksiyaset.com’ haber sitesinin Kültür Sanat sahifesi Editörü olarak, e-gazete ve dergilerde yazılar yazmaktadır.

ESERLERİ

1- Anemon (Şiir)
2-Vakt-i Leyli (Şiir)
3-Günyüzü
(Şiir)
4-Suya Düşen Mısralar-CD/Kaset
(Proje yön.)
5-Sormak Lazım (2011)
(Röportajlar kitabı)

Kaynak Antoloji.com

MUHTEREM KAYYİMİN YAZISI: (Kesinlikle Kendi Kaleminden)

G-20 LİDERLER ZİRVESİ

Siyasetle ilgilendiğimden değil ama Türkiye’nin içinde bulunduğu şu hallerden dolayı birkaç cümle söyleyip geçeceğim… Çünkü benim de bir vatandaş olarak muhatabım. Ayrıca ülkemin bir siyasi partisinin liderinin tavrına dair görüşlerim bunlar…

Geçmişte, gerek duyduğumda da diğer siyasiler hakkında da burada yazdım bazı görüşlerimi.  Onları eleştirdim..

Doğrularına doğru, eğrilerine eğri dedim kendimce…

Şu an eleştireceğim kişinin olumlu bulduğum tavırlarını da, gezi olayları sonrası bir yazımda yazdım hatta…

Şimdi siyasi tavırlarıyla ilgili kanaat ve görüşlerimi beyan edeceğim kişiye özel bir şey değil anlayacağınız bu…

Geçmiş yıllarda Sayın Bahçeli’yi bazı kritik zamanlarda takındığı tavırlardan dolayı içten içe takdir ederdim. Ama seçim sürecinin daha ilk günü ve Ankara’da ki vahşi terör saldırısının ardından sergilediği tavırlar ne yazık ki bende tam tersine çağrışımlar yaptırdı. Adı ‘Devlet’ olan ve devletini, milletini seveceğinden şüphe duymayacağımı düşündüğüm bir siyasi liderin, bir insanın ülkemizin içinde bulunduğu ve yukarıda zikrettiğim en kritik zamanlarda böyle tavırları sergilemesi, benim gibi kendi tabanını da çok düşündürdü, yadırgattı…

Bu yüzden parti içinde kaynama olduğunu hem de fokurtusunun ayyuka çıktığını sezinliyorum olana bitene bakarak.  Bu günlerde, Bahçeli’nin o kritik zamanlardaki tavırlarıyla ilgili olarak tabanının aklındaki soru işaretlerine tatmin edici cevap verememesi, onları bu cevaplar konusunda tatmin edememesi sebebiyle epeyce huzursuzluk yaşadığını gözlemliyorum. Etrafımızda görüştüğümüz, sohbet ettiğimiz birkaç arkadaşımızdan da aynı sitemleri işittim. Hatta televizyonlara kadar da taşındı partililerin bu konudaki görüşleri…

Bana kalırsa bu saatten sonra Sayın Bahçeli’nin geçmişte yaşadığımız ve yukarıda bahsi geçen kritik zamanlarda takındığı tavırlardan dolayı parti tabanına vereceği cevaplar, artık onları tatmin etmeyecek…  “Geçti borun pazarı ….” derler ya, hal biraz o hale dönüştü gibi… Geçti çünkü, tabanı rahatsız eden bazı önemli sorulara verilebilecek cevabı Sayın Bahçeli ancak o ‘kritik’ zamanlarda sergileyeceği tavırlarıyla vermiş olacaktı. Bazı anlar diğer tüm anlardan daha önemlidir… Öyle anlardı işte o anlar da. Bu yüzden artık çok geç… Böyle kritik anlarda verdikleri kararlar yüzünden bir-kaç iktidar olmuş parti dahi un-ufak oldu gitti… Siyaset sayfalarında bazılarının külleri halen tozar durur… Bazı soruların cevabı ancak hal diliyle, davranış diliyle ve de yerli yerinde verilirse bir anlam ifade eder. Sanıyorum bu durumu da tüm siyasetçiler ve kamuoyu da biraz bilir…

Ayrıca  parti tabanında seveni çok olan, hatta benimde takdir ettiğim bir siyasetçi olan Meral Akşener Hanıma karşı sergilenen tavır, adından da Tuğrul Türkeş’e karşı sergilediği bazı tavırları da gözönüne alırsak, Sayın Bahçeli’yi ve partisini önümüzdeki seçimlerde ve günlerde epeyce sıkıntılar bekliyor gibi!

***

Ankara’da ki bu vahim saldırı bazı Müslüman, batılı ve Avrupalı devletler nezdinde de kınandı. Bu güzel bir gelişmeydi… Her ne kadar bu tür patlamanın ardında belki de bu kınayan ülkelerden bir kaçı  olsa bile de (!) Fakat ben burada başka bir teklif getireceğim, bu kınamaları daha bir pekiştirmek adına. Ama olur ama olmaz orasını bilemem…

Biliyorsunuz, geçmişte Fransız Mizah Dergisi Charlie Hebdo’nun Paris’deki bürosuna bir saldırı oldu.  Bu saldırının hemen ardından Paris de teröre karşı bir yürüyüş/miting düzenlendi. Başbakanımız Sayın Davutoğlu’da bu yürüyüşe katıldı, bildiğim kadarıyla.

Bu dediklerimle ilintili olarak aklıma birşeyler geldi. Hepimizi derinden üzen ve birkaç gün önce Ankara’da meydana gelen saldırıyı hepimiz biliyoruz.  Bu vahşi terör saldırısının acı bilançosunu da… Bu saldırı Paris de yaşanan o terör saldırısından kat be kat daha büyük ve de acı bir bilançoya sahip. Bu açık ve net…. Bunu bir kenara koyuyorum… Asıl diyeceğime geçiyorum; gelecek ay içinde (2015 Kasım ayı ortalarında) Antalya’da yapılacak bir ‘G-20 Liderler Zirvesi’ var, o zaman yukarıdaki konuyla ilintili olarak bizde bunu iyi bir şekilde değerlendirelim bence. Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakanın da katılımlarıyla bu görüntü içinde bulunulan zaman diliminde bence epeyce ehemmiyet arz eder. Velhasılı; madem ki, o kadar dünya lideri bir araya gelecek, ‘Teröre karşı’ güçlü bir vurgu da Türkiye üzerinden bir kez daha birlikte buradan yapılsın.  

***

Diğer bir konu… Geçtiğimiz haftalarda bir gazeteciye yapılan ve hoş olmayan o saldırı sonrası bile,  yurt içinden ve yurt dışından bu olaya bir sürü tepkiler gelmişken,  yine o olaya bu kadar tepki gösteren, o aynı çevrelerin böyle menfur bir saldırının bugün 2. Günü artık bitmek üzereyken halen neden  ‘düşük ayar bir tepki’ verdikleri, ya da o bazılarının halen, neden hiçbir tepki vermedikleri/veremedikleri kafamda kocaman bir soru işareti!

***

Ankara’da ki mitingde ölenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum buradan. akl-ı selim her insan bu tür olaylara karşı çıkar. Sağcı-solcu olması farketmez. Çünkü bu tür olaylar her iki siyasi görüşten bir tarafın mensupları tercih edilerek yapılmıyor. Burada da öyle… Herkesi, hepimizi rahatsız etmek, sağcısıyla-solcusuyla tüm memleketim insanını rahatsız ve huzursuz etmek için yapılıyor… Bunun altını çizdikten sonra şunu da belirtmekte fayda görüyorum, artık millet olarak üzerimizde oynanan birçok oyundan dolayı oynanan oyunlara şöyle bir bakınca; artık senaryolarının ve yapımcılarının ”yerli yapım/senaryo mu” ya da “dış yapım/senaryo mu” olup olmadığı konusunda uzmanlaştık sanırım. Genelde bu tür oyunların dış yapım olduğunu da az-çok biliyoruz, sadece içeride bulabilecekleri taşeron yapımcılar işi bazen geçekleştirdikleri için şaşırtmaca yapabiliyorlar zaman zaman.  Fakat sonuçta, bu tür işleri de milletçe iyi bir sağduyu sahibi olarak biraz düşünüp, kafa yorunca, az birde aramızda patırtı-kütürtüden sonra gerçek adrese,  biraz da zaman kaybetmemize rağmen ulaşıyoruz.

Ankara’da yaşanan bu olay içinde aynı şeyleri söyleyebiliriz. Orada yaşanan bu vahim terör saldırısının hemen ardından birilerinin çıkıp da, “bu işi devlet yaptı, yaptırdı” gibi laflar etmesi hakikaten hiç yakışık almadı. Çıkın; ihmal var mı, eksik-gedik var mı, bunları tartışın, konuşun. Ama olay sonrası, daha ilk 10-15 dakikasında çıkıp da; bazılarının henüz hiçbir iz, ipucu yok iken; “bu işi devlet yaptırdı, devletin bazı kurumları yaptırdı” gibi söylemleri kullanmak, abesle iştigal, akla ziyan ve çelişkili beyanatlardı. Düşünün yahu, herkes can derdinde, ortalık kan-revan içinde… Kaos, karmaşa sürüyor bir yanda. Ve sen bir köşe de çıkıp böyle laflar ediyorsun . Nereden biliyorsun ki sonra? İliklerine kadar devlet düşmanlığının işlemiş olması hali bu olsa gerek! Tamam, sevme o kadar çokça da, bu kadar çokça düşmanlığın neyin nesi peki?

Haa birde, ‘bunu devlet yaptırdı’ diyenlerin düşünmesi gereken bir başka konu daha var… O dedikleri devleti şu an yöneten mevcut siyasi partinin oyları son kamuoyuyla paylaşılan bazı (birçok) anketlere göre 1,5-2 civarında artış göstermiş. En son seçimde aldığı oy üzerinden yani… Ee, o halde böyle bir vahim olaya sebebiyet vermek şu an bu devleti yöneten o siyasi partiye yaramayacağına, tam tersine zarar vereceğine, oy kaybettireceğine göre!…  Bu deli saçması görüşü savunanlar ıskalamış olmuyorlar mı haliyle! O gazeteciye yapılan saldırı ve Ankara’da yaşanan bu  son vahim terör saldırısı,  o halde kime/kimlerin işine yarar? Kim yaptırmış olabilir? Bu sorumun cevabını da siz düşünün ve bulun bakalım…

Sağlıcakla kalın.

Ksaynak Birleşik Basın