Koalisyon Tartışmaları ve Kürt Sorunu

Seçimlerde AKP’nin tek parti iktidarından mahrum olmasına neden olan en anlamlı oy kayması Kürt seçmenlerin AKP’yi terk edip HDP’ye yönelmesidir. Buna ek olarak, bölgede yaşanan sıcak gelişmelere rağmen Kürt Sorunun koalisyon tartışmalarında çok yer alıyor olmaması oldukça ilginç bir durum oluşturmaktadır.

AKP için Kürt sorunu kalmadı mı?

AKP kulislerinden edinilen izlenim büyük çoğunluğun MHP ile bir koalisyon istediği şeklindedir. MHP’nin çözüm süreci konusunda görüşü belli olduğuna göre bu ne anlama geliyor? Yoksa AKP, Erdoğan’ın dediği gibi “Kürt sorunu kalmamıştır”, haydi yapı paydos demeye mi hazırlanıyor?

CHP: Kürt sorunu nerede?

CHP, 14 maddelik bir koalisyon çerçevesi çiziyor. Kürt sorunundan bir kelime dahi edilmiyor. Tamam, hakkını verelim, yeni anayasa diyor ama Kürt sorunundan söz bile etmeyen bu yaklaşımla HDP ile nasıl koalisyon kurulacak? Hadi kuruldu, zaten MHP ben bunda yokum diyor.

HDP de mi AKP-MHP diyor?

MHP, HDP’nin doğrudan ve dolaylı olarak içinde bulunacağı bir hükümet arayışına kesinlikle kapıyı kapatmış durumda. Bununla da kalmayıp neredeyse HDP’yi gayri meşru ilan edecek.
HDP’nin durumu da ilginç. HDP seçim sürecinde AKP ile koalisyon yapmayacağını açıkladı ve bu konuda neredeyse kesinlikle kendisini bağladı. HDP de mi AKP-MHP koalisyonu istiyor yoksa? Neyse, KCK yürütme kurulu üyesi Karayılan bu tutumu “duygusallık” olarak değerlendirerek kapıyı açmış oldu.

Seçmenler Kürt sorunu etrafında yeniden konumlandı

Partiler böyle yaklaşımlar içindeyse de seçim sonuçları toplumun konuya öyle bakmadığını gösteriyor. Kürt sorunun çözümünde oyalama ve yan çizme politikalarına ve Erdoğan’ın kullandığı ötekileştirici dile karşı Kürt seçmen neredeyse bölgede AKP’yi de diğer partilerin yanına gönderecek şekilde davrandı. Bölgede HDP çok ezici bir çoğunluk oluşturdu. Ama aynı sorun, yani Kürt sorunu, özellikle İç Anadolu’da Türk milliyetçiliğinin partisine AKP karşısında anlamlı bir destek sağlamış durumda. Yani Kürt sorunu bölgede de İç Anadolu’da da oy verme davranışını anlamlı şekilde etkilemiştir.

İçeride ve dışarıdaki Kürt sorunu tartışmalarda yok

Öte yandan Suriye ve Irak’ta yaşanan köklü değişiklikler devam ediyor. Kuzey Suriye’deki Kürt toplumsal ve siyasal varlığı giderek güçleniyor ve anlamlı bir uluslararası desteği de var. Irak’ta ki Kürt Federe devletinin lideri Barzani ise artık bağımsız Kürdistan ilanı için tarih bile veriyor. Yani seçimde şimdiki tabloyu oluşturan ana unsur Kürt sorunu dolayımıyla alınan tavırlar olmasına ve bölgemizdeki sıcak çatışma ve değişimlerin tümü bu sorunla güçlü bağlantıya sahip olmasına rağmen partiler ve siyasetimiz bunun dışında gibi görünüyor.

AKP motivasyon kaybı ile karşı karşıya

Burada MHP ve geçici “koordinasyon sorunları” yaşasa da artık bir “Türkiye partisi” haline gelen HDP’nin pozisyonu bellidir. Asıl tartışılması gereken AKP ve CHP’nin durumudur. Çözüm sürecinde ayak sürter hale gelmesi, seçim sürecinde Kürt siyasal hareketine karşı kullanılan aşırı saldırgan dil, bazı partililerin “Kürtlere 90’ları aratacağız” söylemi ve nihayet MHP ile koalisyon isteğinin öne çıkmış olması muhtemel AKP politikaları için bize bazı ipuçları vermekte. AKP’nin bu ölçüde sert tutum izleyeceğini beklemeyebiliriz. Ama en azından görünen şu ki AKP çözüm doğrultusunda yeni bir gayrete girecek motivasyona ve yaklaşıma sahip değildir. AKP Kürt sorununda en iyimser tahminle benzer oyalama politikalarını devam ettirebilecektir.

CHP: Utangaç değil “Yeniden Kuruculuk” anlayışı ile

Muhalif kamuoyunun beklentisi olan CHP-HDP-MHP çözümünün olmayacağının açığa çıkmış olması CHP için AKP koalisyonunu veya erken seçimi dayatmaktadır. CHP eğer AKP ile koalisyon yapacaksa bunu “ne yapalım ülke hükümetsiz kalmasın diye yaptık” şeklindeki utangaç bir pozisyonla değil tam tersine yaşamın kendine dayattığı, içinde Kürt sorununun çözümünün de çok önemli bir yer tutacağı “yeniden kuruculuk” yapma anlayış ve inancıyla ele almalıdır.
Türkiye yakın coğrafyasından kaynaklanan ve kendi iç sorunları ile tümüyle bağlantılı, çok ciddi ve patlayıcı özellik gösteren potansiyel tehlikeler karşısındadır. CHP, Anayasal değişim, Kürt ve Alevi sorunlarının çözümü, demokratikleşme, sosyal devletin güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bölgedeki sorunların çözümüne barış ve adalet temelinde katkı koyması anlayışı ile bir koalisyon için AKP’yi sonuna kadar zorlamalıdır. Ancak böyle büyük bir iddia ve güven AKP’yi destekleyen toplumsal kesimlerin yüzünü CHP’ye çevirmesine yol açabilir.
Kaçacaksa, sorumluluk almaktan AKP kaçsın. Çekinmeden bu doğrultuda yürüyecek CHP yakın dönemde gündeme gelebilecek “sol blok” iktidarının ana unsuru olmaya adaydır. Tersi durum ise bugünkü parti liderliğinin zayıflaması ve geriye dönüştür.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir