MAZLUMDER İstanbul: Hukuk Güvenliği Devlet Eliyle İhlal Edilmemelidir

MAZLUMDER İstanbul Şubesi 16.02.2016 tarih’inde  yayınlanan “Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında” konulu Başbakanlık Genelgesi hakkında şu açıklamayı yapmıştır. Ülkeye günden güne hakim olan hukuksuzluğa karşı anlamlı bir metin olduğunu düşünüyoruz. (Editör)

“Genelgede özetle terör örgütleri yanında legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla hukuki zeminde mücadele yürütüldüğü; kamu çalışanlarının en önemli vasıflarının dürüstlük, tarafsızlık ve Anayasa ile kanunlara bağlılık olduğu ve Kamu çalışanlarının hizmet içi ve dışındaki davranışlarının, resmi sıfatlarının gerektirdiği niteliklerle bağdaşır olması gerektiği; Amirlerin maiyetlerinde çalışanların görevlerini Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirip getirmediğini takip ve kontrol etmekle yükümlü oldukları ifade edilmiştir.

Genelgede devamla:
-Terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla ilişki kuran veya eylem birliği içerisinde olan,
-Bu örgüt ve yapıların emir ve talimatlarıyla hareket eden,
-Bu örgüt ve yapılara yardım eden,
-Kamu imkân ve kaynaklarını bu örgüt veya yapıları desteklemeye yönelik kullanan veya kullandıran,
-Bu örgüt ve yapılarla mücadeleyi engelleyen,
-Bu örgüt veya propagandasını yapan,

kamu çalışanları hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde idari nitelikli işlemlerin yetkili amirlerce ivedilikle yapılması, suç teşkil eden fiiller yönünden ise durum ivedilikle adli mercilere bildirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

“Legal” kelimesi dilimize Fransızcadan geçmiş olup, “yasal” anlamına gelmektedir. Hukuk ıstılahında “yasal” kelimesi, bir ülkede yürürlükte bulunan bütün mevzuat maddelerine uygun olan hakları ve fiilleri niteler.

Hangi hakların ve fiillerin “yasal” olarak tanımlanacağına ilişkin mevzuatı yapmak yani hukuku üretmek; devletin görevi, yetkisi ve yükümlülüğüdür. Türkiye Cumhuriyeti uluslararası insan hakları ilkeleri ve anayasal özgürlükler çerçevesinde tanınmış insan hak ve özgürlüklerini sınırlamamak ve hukuka uygun olmak kaydıyla her türlü mevzuatı yürürlüğe koyabilir.

Başbakanlık Genelgesinde geçen, “Legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılar” ibaresi, tam karşılığı ile “yasal görünüm altında yasal olmayan faaliyet yürüten yapılar” anlamı taşımaktadır. Yasal olanı ve olmayanı belirleyebilme ve yasal olmayanı yaptırıma uğratma tekeline, gücüne ve görevine sahip yürütme organının bu yükümlülüğe ilişkin bir genelgede “legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılar” ibarelerini kullanması kabul edilemez. Hukuk güvenliği ve hukuk devleti ilkeleri, bir devletin “yasal görünümlü” ifadesi kullanmasını engeller. Devlet yasal görünümlü bir hak ya da fiilden bahsedemez; Devlet açısından sadece yasal olan ve yasal olmayan vardır.

Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde vurgulamak gerekir ki zaten gerek Türk Ceza Kanunu ve bağlantılı ceza mevzuatı gerekse Devlet Memurları Kanunu ve bağlantılı disiplin mevzuatı Genelge içeriğindeki suç konusu eylemlerle alakalı detaylı düzenleme ve yaptırımlar içermektedir.

Genelge içeriğinde kullanılan ve izah edildiği üzere hukuk güvenliği ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayan “legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılar” ifadesi önemli bir yer işgal etmekte olup, yasal ve yasal olmayan ayrımına soyut ve içerisi her dönemde farklı şekillerde doldurulmaya müsait olan “yasal görünüm altında” seçeneğinin eklenmesi dikkat çekicidir.

Zira Cumhuriyet tarihi bize bu tür soyut ve yuvarlak nitelemelerin dönemsel olarak ciddi mağduriyetlere neden olduğunu, basit kurum içi kişisel/ideolojik çekişmelerin insanları işinden ve aşından ettiğini göstermiştir. Yine bu tür yuvarlak ifadelerin hukuk güvenliği ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde hak ihlali oluşturacak nitelikte olduğu, örgütlenme özgürlüğü bağlamında özellikle memur kişilerin örgütlenmesinde tereddütlere yol açacağı ve bu hakkın ihlali sonucunu doğuracağı, hukuken kurulmuş ve resmi kayıtlarda mevcut olan sivil toplum kuruluşlarına katılımı engelleyeceği, özellikle küçük şehirlerde insanları kutuplaştırarak kamu personelinin özel hayatını fişleme vb. yöntemlerle baskılama potansiyeli taşıdığı açıktır.

Sivil toplum kuruluşlarının ya da üye ve gönüllülerinin varsa hukuka aykırı/yasal olmayan/illegal eylemleri ve işlemleri; hukuk ve mevzuat çerçevesinde zaten bir karşılık buluyorken, bu eylem ve işlemlerden habersiz iyiniyetli üçüncü kişilerin bu kurumlara üye olması ya da bu kurumların faaliyetlerine katılmasının suç olarak değerlendirilmesi ve disiplin işlemine konu edilmeye çalışılması çabası hukuka ve temel insan hakları ilkelerine aykırıdır.

Özellikle Türkiye’de faaliyet gösteren sivil oluşumları ve bu oluşumlarda üyelik ya da gönüllülük bağlamında çalışan insanları ciddi anlamda sıkıntıya sokma potansiyeli taşıyan bu ayrıma açıkça itiraz ediyoruz.

Bütün bu nedenlerle anılan Genelge içeriğinde bulunan hukuk devleti, hukuk güvenliği ve belirlilik ilkelerini ihlal eden; kişilerin hak ve özgürlüklerine aykırı uygulamalara zemin hazırlayacak müphem ifadelerin ve bu ifadelere mündemiç tavsiyelerin yürürlükten kaldırılmasını talep eder; MAZLUMDER İstanbul Şubesi olarak talebimizin takipçisi olacağımızı beyan ederiz.

Kaynak: MAZLUMDER İstanbul Şubesi