Mehmet Efe – Diyanet İşleri Trolleş-tiril-iyor

Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in “IŞİD, 60-70’lerin sol hareketlerine benziyor” lafı bağlamından koparılmış, yine yeni ve pespaye bir din karşıtlığı için malzeme edilmiş bulunuyor. (Hoş bunun olacağını düşünmemiş olması da tuhaf olurdu.) Görmez, aslında güya, isyankar bir kuşağın şiddet yoluyla isyanı diye benzetmeye çalışmış. “Altmışlı, yetmişli yıllarda nasıl ki öfke dolu radikal isyan hareketleri kendilerini sol devrimci ideoloji ile özdeşleştirdiler ise bugün de radikal isyan hareketleri, neoselefilik akımı altında özellikle İslam’ın cihat anlayışını yanlış anlayıp yorumlayarak her türlü şiddet ve vahşete meşruiyet bulmaya kalkışıyorlar” demiş.

Biraz ciddiyetle değerlendirmeye çalışayım dedim: Şiddetin dozu ve mahiyeti açısından kıyas kabul etmeyecek, yüzeysel, cahilce bir benzetme olduğu gibi, aslında Oryantalist Olivier Roy’un “Cihadcılık bir kuşağa özgü nihilist bir isyandır” benzetmesinden bile daha akla ziyan bir gereksizlik. Popülist Marksist Slavoj Zizek’in IŞİD için ‘aktif bir nihilizm’ benzetmesinden de.

Asıl soru şudur: Şimdi bu açıklama, hükumetin IŞID’le PYD’yi eşitleyen düzkafa konjonktür politikasına, trollere yakışan bir zorlama destek olmak dışında, ne işe yarar? IŞİD’ın tezahürü olduğu problemleri anlamamıza yardımcı mı oluyor? IŞİD üzerinden Müslümanlara dönük global kara propagandaya bir cevap mı içeriyor? İslam dünyası ve Müslümanlara bir perspektif mi öneriyor? Bir çözüm, bir yüzleşme imkanına işaret mi ediyor?

Diyanetin, İslam dünyasına dayatılmış emperyalist çözümlerin bir sonucu olan ve İslam dünyasının bir gerçeği haline gelmiş/getirilmiş olan IŞİD’i analiz için oryantalistler kadar bile anlama zahmetine kalkışmayan ve tabir caizse mevzuya Fransız bir yaklaşım içinde olabilmesinden bile daha ciddi bir problemle karşı karşıyayız: Cehalete ve kara propaganda medya ofisi gibi çakma analizlere itibar eden bir Diyanet İşleri Başkanlığı. Dahası: Bu ülkenin yakın tarihinde nice ‘Kanlı Pazar’lara yol açan facia sorumsuzluğun hortlaması gibi.

Ülkenin solcusundan da sağcısından da alınıp kendilerine aktarılan yetim hakkı 6.5 milyar bütçeden biraz ayırıp işinin ehli, (siyasilerin önünde ayağa kalkıp ceket iliklemeyen, gayr-ı resmi ilim ehliyle) ilahiyatçılarla, sosyolog, tarihçi, gerçek analistlerle, akademisyenlerle çalıştaylar filan oluşturamıyorlar mı mesela? Makam araçları, saçma sapan fetva veritabanları ve camileri iktidar partisinin siyasi ofisi haline getirmekten daha faydalı olma ihtimali bile olabilir; tüm müslümanları ilgilendiren güncel konularda ilmi çalıştayların.

Mehmet Efe