Müslümanlar, Peygambere Teklif Edilenden Başkasına Rıza Göstermediler

Bir. Müslümanlar güttükleri mevcut siyaseti, hangi siyaset teorisi kitabından öğrendi?

Oldum olası bir merak içindeyim…

Bu iş nasıl oldu da böyle oldu…

Bu siyaset erbabı, esnafı, sözde müslümanlar, pek teorik kitap okumazdı…

Biz gençliğimizde o kitap senin, bu kitap benim okurken, okumaya çalışırken, bunu bir meziyet telakki ederken, bunlar bu tarakta bezi olmayan, buna hiç iltifat etmeyen insanlardı…

Bu böyleyken, bunlar nereden öğrendiler bu işi…

İki. Beynimi kemiren bu sorunun cevabına, bir siyer kitabına göz atarken muttali oldum…

Bildik meseledir:

Hz. Muhammed’in risalet vazifesini ifa etmeye başlamasından itibaren Müslümanlara dair tuzakların kurulduğu, iftiraların organize edildiği, hain planların yapıldığı ve pazarlıkların açıldığı bir odak olan Daru’n-Nedve; Hz. Peygamber’e tebliğ görevinden vazgeçmesi karşılığında amcası Ebû Talip vasıtasıylamakam/mevki, mal/ihale, kadın/şöhret gibi imkânların teklif edilmesi kararını da kotarmıştı.

Mekke ileri gelenleri, melesi, oturup karar aldılar…

Önce görmezden geldiler, sonra tahfif ettiler, sonra tehdit ettiler, sonra teklif ettiler…

Peki neyi önerdiler Rasulullah’a?

“Eğer davan mal davası ise, servetlerimizden bir bölümünü sana bağışlayalım, böylece en zenginimiz ol…

Eğer amacın kadın ise, Kureyş’in en güzel kadınlarından sana bir harem kuralım….

Eğer amacın liderlik davası ise, seni Nedve’nin başı yapalım….”

Üç. Buna Rasulullah’ın ne cevap verdiği de, malumunuzdur…

Peki bizimle birlikte olduğu zehabını bize veren bu kimseler, bu teklifin, sırf müslümanlık davası gütmekle kendi karşılarına çıkabileceğini kestiriyorlarmıydı…

Buna olan kesin inanları tebaruz etmişmiydi…

Bunu hayatlarının bir döneminde muhatap olacakları bir dönemeç olarak görüyorlarmıydı…

Ben, harcı alem kitaplardan, Fethi Yeken’in Davetçinin Önündeki Engeller nam eseri okudum…

Bu eserde Fethi Yeken merhum, bu işe suluk edenin, neticede ne ile karşılaşacağını açık bir uslupla anlatmış idi…

Bu kitabı okumayanların, Nasrettin Hoca misali, okuyanlardan duyduğu da hiç tartışma götürmez…

Dört. O halde neymiş….

Müslümanlık davası güdenler, bu davada israr ettiklerinde, cennetlerinin dünyada kendilerine teklif edileceğini biliyorlardı…

Bu teklife nasıl cevap verdiklerini de dünya aleme gösterdiler…

Yapacakları tek şey, şöyle demek oldu:

“Ben bu kadar namaz kıldım, bu kadar korsan mitinge katıldım, bu kadar tehlike atlattım, bu kadar slogan attım, bu kadar mahpusanede kaldım….

Tabii ki bana yapılacak bu teklif…

Ve tabii ki, Allah’ın cennet vaadi gerçek…”

Yani, Müslümanlar, Peygambere teklif edilenden başkasına rıza göstermediler….

O’nun bu teklifi nasıl karşıladığı ise, başka bir fasıl…

Vesselam…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir