Mutsuzluğun Kısır Döngüsünü Kırmak İçin

Mutsuzluğun Kısır Döngüsünü Kırmak İçin Pasifizmden ve tepkisellikten kurtularak, bilimin rehberliğinden yararlanmak gerekir.

Ülkemizin ve dünyanın bugünkü durumu, şiddet, savaşlar, ölümler, yoksulluk, adaletsizlik…’’Bütün bunlar varken mutlu olmak mümkün mü?’’ diyeceksiniz.

İşte zaten ‘’kısır döngü’’  de bu noktada başlar. Mutsuzluk sizin enerjinizi düşürür, depresif bir ruh hali içine sokarak, sağlıklı düşünmenizi, yaratıcılığınızı engeller. Sorun çözücü ve etkili yöntemler bulmak yerine, ya pasif kalırsınız ya da sonuca götürmeyen tepkisel davranışlarda bulunursunuz. Pasif kaldığınız için, özsaygınız azalır. Tepkisel  eylemleriniz sonuç  vermeyince, çaresizlik duygusuna kapılırsınız.Acınızı sigarayla,içkiyle,yemekle gidermeye çalışırsınız. Sağlığınızı kaybederek, daha da mutsuz olursunuz. Böylece kısır döngü devam eder…

Peki, nereden başlamalı? Kısır döngüyü nasıl kırmalı?

Kitapları tüm ülkelerde satış rekoru kıran, dünyanın en etkili kişileri arasında sayılan Stephen Covey, insanların mutsuzluğunu ‘’ Determinist (kaderci)’’ veya ‘’Reaktif(tepkisel) ‘’ paradigmaya (düşünce yapısına) bağlamaktadır. Oysa her sorunun bir çözümü vardır. Tedaviye başlamadan önce, doğru teşhis koymak gerekir.

Sistem mühendisi olan Tınaz Titiz, pozitif bilimlerin geliştirdiği yöntemlerin, kişisel ve toplumsal sorunlara da uygulanabileceğini, yazdığı kitaplarda ve web sitesinde harika bir şekilde açıklıyor. Öncelikle, bizi mutsuz eden sorunları,  en önemlisinden başlayarak ve tek tek ele alarak analiz etmeliyiz. Soruna yol açan nedenleri aşama aşama alt alta sıralamalıyız. Daha sonra ise, kendi alanımızda değiştirebileceğimiz veya değiştiremeyeceğimiz konuları farklı renklerle boyayarak ayırmalıyız. Stephen Covey, bu ayırma işleminden sonra ortaya çıkan bölümleri ‘’Etki alanımız’’ ve  ‘’ İlgi alanımız’’ olarak tanımlıyor.

Karl Marks, insanın mutsuzluğunu kendi özüne ve emeğine yabancılaşmasıyla açıklamıştır. İnsanın yüce bir vizyonla, planlayarak ve kurgulayarak, kendini ve dünyayı değiştirebileceğini yazmıştır. Kapital’de şöyle diyor :’’Bir örümcek dokumacıya benzer işlemler yürütür, bir arı kovanlarını yaparken pek çok mimarı utandırabilir. Fakat en kötü mimarı, arıların en iyisinden ayıran, mimarın gerçekte yapısını inşa etmeden önce hayalinde kurmasıdır. Bütün emek süreçlerinin sonunda başlangıçta emekçinin hayalinde olan bir sonuç elde edilir.’’Michel Foucault‘un tanımına göre  insan, kendini özenle işleme nesnesi bilincine varabilendir.

Yapmamız gereken tek şey, tüm enerjimizi etki alanımıza, yapabileceğimiz şeylere odaklamaktır. Böylece reaktif veya pasif olmaktan kurtularak, proaktif oluruz. Değişimi başlatabiliriz.  Örneğin dünyadaki şiddet beni çok üzüyorsa, sorunun nedenlerini analiz etmekle işe başlayabilirim. Şiddetin  kaynağı için, öfke, sevgisizlik, çıkarcılık, anlayışsızlık… gibi bir dizi ekonomik, sosyal ve psikolojik neden sıralanabilir.  Etki alanımda bu sorunun çözümü için yapabileceğim şey ise, öncelikle kendi içimdeki şiddeti, öfkeyi, sevgisizliği yok etmektir.   Romalı filozof ve devlet adamı Çiçero ‘’ Bütün yolculuklar tek adımla başlar.’’ diyor. Kuran-Kerim Nisa Suresi 84. Ayet tefsirinde ‘’   Sen başkalarından sorumlu değilsin. Sadece kendinden, kendi nefsinden sorumlusun’’ deniyor.

Şiddetin verdiği mutsuzluk kısır döngüsünü kırabilmem için öncelikle kendi çevremde bulunan tüm varlıkların, insan, hayvan, bitki… tüm farklılıklarıyla varoluşlarını kabullenmek, saygı göstermek zorundayım. Hiç kimseye karşı öfkelenmemek, sesimi yükseltmemek, kimseyi incitmemek için özen göstermem gerekir. Aynı şekilde kendime karşı özsaygımı koruyabilmem için, onların da beni incitmesine izin vermemeliyim.

Osman Elbek’in alıntı yaptığı Andre Malraux ‘İnsan yaptığıdır’’ der. Eskilerin deyimiyle ’Ayinesi iştir kişinin. Söze bakılmaz.’

Mutsuzluk kısır döngüsünü de, proaktif olarak, yani ileriye yönelik bir vizyonla bilinçli bir şekilde yapacağımız planlar ve eylemlerle kırabiliriz. Eşimize, çocuklarımıza, arkadaşlarımıza… onların ihtiyacı olan sevgiyi her fırsatta ifade ederek,  işimizde elimizden gelenin en iyisini yaparak,üstümüzdekilere,alttakilere,hizmet ettiğimiz tüm insanlara aynı şekilde eşit anlayış ve saygı göstererek,adil ve nazik olarak….

‘’Bir kişinin yaptığı eylemle dünya değişir mi? ‘’ diye düşünmeyin.

Büyük  bir su kitlesi, aynı anda tümden buza dönüşmez. Önce, üstte incecik bir buz tabakası oluşur. Sonra bu tabaka, yavaş yavaş büyür ve tüm su kitlesini kaplar.

Küçük çevremizde yarattığımız değişimler de adım adım, daha geniş bir çevreye yayılır. İnsanlar ilham alır. Bize katılır. Fark yaratacak kitlesel eylemler yaratılır. Etki alanımız, küçük çevremiz gitgide genişler.

Bütün mesele, sorunun çözümü için ilk adımı atmak ve kısır döngüyü kırmaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir