O Bir Şaman…

 

 

mehmet yılmaz

 

Bir Hoca Hikayesi de benden, Yakından İzlenimle…

 

O bir Şaman…

 

O bir Şaman…

Hindular O’na Brahman der…

İbraniler Peygamber…

Eski Yunanda O, Feylosof diye çağrılır…

Şimdi ise O’na Entellektüel denir…

  1. Bölüm: Okul Hayatı

Konya’dan İstanbula:

Ahmet Davudoğlu’nun babası Mehmet abi, BİZİM ANADOLU GAZETESİ sahibi, hemşehrisi Mehmet Emin Alpkan vasıtasıyla hem ALPASLAN TÜRKEŞ’in, hem NECMETTİN ERBAKAN’ın, hem de Mücadeleciler’in dostuydu.

Sayın AYKUT EDİBALİ de yakından tanırdı. Her iki parti’ye de kuruluşlarında maddi yardımda bulunmuştu. Her üç lider de, hem Mehmet Emin Alpkan’ı, hem de Mehmet Davudoğlu abiyi severlerdi. Yardım ehli biriydi.

İrfan Küçükköy 31 Ağustos, 20:43 tarihinde facebook sayfasında bu notu, “bir şahitlik” başlığı altında paylaşıyor… Baştan bir yere not edelim istedim…

Ahmet Kalkan (Davutoğlu), 1959 yılında Konya‘nın Taşkent ilçesinde doğmuştu.  Babası Mehmet Bey ilk eşinin ölümünün üzerinden bir yıl bile geçmeden ailesini alıp İstanbul’a göçmüş, Fatih’e yerleşmişti. Ahmet de orada büyümüş, ilk dört yılı Hacı Süleyman Bey İlkokulu’nda okumuştu. Bahçelievler’e taşınınca kaydolduğu İlkokulda aktif bir öğrenci olarak temayüz etti ve çeşitli sosyal etkinlikler (tiyatro, okul gazetesi) organize etti. Bir keresinde okul arkadaşlarından evlerinden “dünkü gazeteleri” getirmeleri “talimatını” verdi. Böylelikle arkadaşlarının ailelerinin siyasal eğilimlerini “istihbar” edecekti.

Karşımızda 10-12 yaşlarında standart istihbarat yöntemlerini arkadaşları hakkında kullanma kabiliyetini (?) gösteren deha seviyesinde bir “tecessüs” şahikası durmaktadır. Bu kabiliyet, ya kendisi bu yöntemi –yeniden- icat etmiş, ya da kendisine birileri (YMMli abileri mi) tarafından öğretilmişti.

İstanbul Erkek Lisesi

Orta ve liseyi İstanbul Erkek Lisesinde İstanbul’da yerleşik oldukları halde, –yatılı olarak- okudu. Okulda hakim olan sol gruplara karşı –yukarda değinip geçtiğimiz YMM terbiyesi gereği- sağın lideri pozisyonuna yükseldi. İster ülkücü, ister APli, ister YMMli, ister MTBBli, isterse akıncı olsun, bütün sol dışı unsurları bir araya getirip derleyip toplamaya çalıştı…

Alman öğretmenlerden Batı kültürünü, asıl olarak da Alman kültürünü ve edebiyatını öğreniyorlardı.

“Devlet koruması”nda geçen eğitim hayatında, solun muhtelif saldırılarına uğradı ve hatta ekibinden bir arkadaş, suikaste uğradı. Kendisi Stalin’in “Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm” kitabını okuduğu sırada orta üçteydi. Altını çizip, sayfaların kenarına notlar alarak dikkatle okuduğu kitabı, özenle saklayacaktı yıllarca.

Boğaziçi Üniversitesi

1983–84 eğitim öğretim yılında Boğaziçi Üniversitesi‘nin Ekonomi ve Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerini çift ana dal programıyla bitirdi. 1984’te Kamu Yönetimi bölümünde yüksek lisansa başladı. Doktorasını ise Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı.

Öğretim üyeleri ile arası iyiydi. En çok da Prof. Dr. Şerif Mardin sevdi onu. Tez hocası oldu.

1986’da başladığı tezini daha bitirmeden özet bir makale olarak üniversitenin akademik dergisinde yayınlattı. Tezin yayınlanması Davutoğlu için büyük bir teşvik oldu. Doktorası hala ingilizce olarak durmaktadır. Kendisine tercüme edilmesi yönündeki istekleri, “Türkiye’de o tezi anlayacak ve tercüme edebilecek düzeyde kimse var mı” diyerek geri çevirmiştir.

Rivayet olunur ki kendisi bu tez öncesi bir çalışma yapmış, bu çalışmasını Ziyaeddin Serdar’a, fikrini almak amacıyla göndermiş. Bir süre sonra, Serdar, “İslam Medeniyetinin Geleceği” adıyla tercüme edilerek İnsan Yayınları’ndan çıkan ve orijinal adı The Future of Muslim Civilisation olan kitabın ana çerçevesini oluşturmakta olduğunu görmüş ve büyük bir hayal kırıklığına uğramış…

Belki de dedikodudur, kimsenin günahını almayalım…

 

(devam edecek)

  1. Bölüm: Ulusalda Derinleşme
  2. Bölüm: Uluslararasına Çıkış
  3. Bölüm: Siyasete Giriş ve Son

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir