Piyasa İslamı ve Ezik İslamcı

Böyle bir yazı yazılacağına ihtimal vermiyordum. Cem Küçük’ün Koç medeniyeti ile İslam medeniyetini buluşturan yazısı bir döküntü, çöküşün en bariz belirtisi. Sanırım bu bir barış. Sınıf barışı.

İslamcılığın bütün birikimlerini, argümanlarını, Koç’un temsilcisi olduğu piyasacılığa ve neo-liberalizmin hizmetine sunmak sadece kafa karışıklığı ile izah edilemez. Burada daha büyük bir sapma, bir fitne teşhis edebiliyoruz. Fitne piyasa tek tanrıcılığını Mehmet Akif’in biçare dindaşlar dediği halkımıza yutturmaktır.

Türkiye kapitalizmi yeni bir aşamaya girdi. Gözü kara. Fabrikalarda sulhu sağlamak ve emekçiler üzerinde rızayı kurmak için dine müracaat etti. Çok örgütlü olan ve adil düzen filan diyen Müslüman mahalleyi sisteme dahil etti. Hatta onu Ali Ağaoğlu düzeninin yılmaz bekçisi yaptı.

Türkiye’de sermaye sanayiden inşaat ve hizmet sektörüne kaydı. Bunlar en güvencesiz ve örgütsüz sektörler. Dolayısıyla işçi sömürüsü ve ölümleri katladı. Büyük Türkiye dedikleri de İstanbul’un yağmaya açılmasıdır, ormanların, derelerin yok edilmesidir.

Cem Küçük’ün İslam’ı kapitalizmle evlendirmesi ve hızını alamayıp sol-İslam tartışmalarına dalması kafasındaki düzenle uyumludur, tam isabettir. Cem Küçük kiminle nasıl kavga ettiğini bilmekte, hedefi on ikiden vurmaktadır. Piyasa tanrısını kutsamak için elinden geleni yapmakta kimi zaman Filistin halkının mücadelesini kimi zaman Nuri Pakdil’i yardıma çağırmaktadır. Piyasa düzenini temize çıkarmak için bütün İslami değerleri ve tarihimizde birikmiş bütün kutsallarımızı hoyratça kullanan bu ezik İslamcıya tavsiyemiz tövbe istiğfar etmesidir.

Küçük’ün “İslam medeniyeti bir piyasa ve ticaret medeniyetidir” derken kapitalizmle İslam arasında kurduğu ilişki cüretkardır, utanmazcadır. İslam ile kapitalizmin uyuşacağı sapması daha köklü ve teorik bir sorundur. İsmet Özel şöyle diyor:

”Sistem içine Kırım Savaşı bahanesiyle çekilmiş buna rağmen bir türlü müstemlekeleştirilememiş Türk toprakları yerküre üzerinde Turgut Özal hükümranlığına kadar anti-kapitalizmin istinat noktasıydı. Oysa Prof.Dr. Sabahattin Zaim’in ekonomik anlayışı İslam ekonomisi diye bir şey olmadığı ve olmaması gerektiğine dairdi.Bu zat sebebi,motivasyonu nereye bağlanırsa bağlansın kapitalizmin İslam’ı kucaklayan bir düzen olduğunu, İslam’la iç içe bir işleyiş gösterdiği inancıyla yaşadı. Kapitalizm hakkında kimin ne düşündüğü ve İslam itikadının kapitalizmle uzlaşıp uzlaşamayacağı hayati ehemmiyeti haizdir. Çünkü bilhassa 1945’ten beri zihin ayarı kontrol altında tutulan kimselerin kapitalizm hakkında düşündükleri sisteme güvence verdi. Modernlik ve çağdaşlaşma kapitalizmin neyi gösterdiği sualinin dışında kalan bütün sualleri teferruat torbasına tıktı. Çağdaşlık postundaki modernlik SSCB’nin haritadan silinmesiyle birlikte tarihin sonunun geldiğini ispata gayret etti.Yani kapitalizm aleyhinde bulunmak gelecekte bir anlam taşımayacaktı. Globalleşmeye sahip çıktıkları günlere kadar Müslümanlar ilmiyle aydınlanmış olanlar zümresinin gerçek mümessilleri olup olmadıklarını kapitalizm karşısında aldıkları tavırla belli eden insanlar diye biliniyorlardı. Globalizm Allah’tan ümit kesen ve bütün ümidini küfürden beklediğini ihsana bağlamış kimselerin Müslüman bilinmeleriyle azami kara ulaşmanın yolunu açtı ve genişletti.”

İslamcılık, muhafazakarlık, milliyetçilik… Cem Küçük üçünü birden bir miktar zehir katarak piyasanın hizmetine sunuyor. Üçünü de piyasanın yıkılmaz dayanakları haline getirmek, Koç’un hizmetine sunmak, ne hazin. Bu tartışmalar aynı zamanda yeni ve çetin bir aşamaya girdiğimizin kanıtı. Allah’ın ipine sarılmak ve haramsız bir düzen kurmak… Yolumuz budur.

Yavuz Soysal

YouTube: Barış Manço – Müsadenizle Çocuklar