Politik Pornografi

Hayatımda hiç pornografik filmler izlemedim. Ama izleyen arkadaşlarım var. Onların anlattığına göre porno filmlerde konu bütünlüğü pek aranmazmış, hatta çoğu zaman konu bile aranmazmış. Ekşın başlamadan önce ne olmuş, kim kimmiş, nereden gelmiş, niye gelmiş, neden o olay başlamış falan gibi sorular sorulmazmış.

Siyasette de kimi zaman böyle anlayışlarla karşılaşıyoruz. Her siyasi olayın bir sebebi vardır. Ama çoğu zaman siyasi olayları pornografi gibi izliyoruz. O olayın dinamiklerini, tarihsel arka planını, psikolojisini, sosyolojisini, aktörlerini falan yok farz ediyoruz. Bir tür politik pornografi yani…

Politik pornografiyi özellikle de egemen güçler çok sever. Devletler, sermaye sahipleri, medya patronları falan bayılırlar buna. Çünkü politik pornografi yönetmeyi, sömürmeyi, manipüle etmeyi kolaylaştırır. Bir olayın öncesini, sebebini ve hikayesini unutturursanız insanları inandırmak istediğiniz şeye daha kolay inandırırsınız.

Kürt Meselesi ile ilgili tam bir politik pornografi pompalanıyor son dönemde. AKP’lilerin politik pornografiye yatkın bir zihni zaten var, Türkiye’nin siyasi tarihini 13 yıldan ibaret sanıyorlar, ufukları 13 yılın ötesine geçmiyor, en fazla mitolojik ve efsanevi bir dönem olarak 28 Şubat’a gidiyorlar. Yani kafalarındaki Türkiye filminin ya neredeyse senaryosu yok veya ucuz bir senaryoya sahip… AKP’lilere sorsanız Kürt meselesi “açılım süreci” başlayana kadar karanlık bir dönem. Buradan bakınca şöyle bir film var: Ömür billah göremeyecekleri haklara açılım süreci sayesinde sahip olan Kürtler nankörlük yapıyor, PKK durup dururken çılgınca şiddet kullanmaya başladı, Kürt ahali de bunu destekliyor. Eee, ne yapacağız? Ordumuzla, polisimizle Diyarbakır’dan gireceğiz, Kandil’den çıkacağız… Öyle bir politik pornografi ki bu aynı insanlar çok değil 3 yıl önce akil insanlar olarak memlekette fink atarken “Apo büyük adam” gibi laflar ediyorlar, arada da gidip Dolmabahçe’de first class soluklanıyorlardı.

Kürtlere dillerini konuşma hakkı verdik, Kürtçe’yi seçmeli ders olarak müfredata aldık, Kürtçe üzerine enstitüler kurduk, Kürtçe TV kanalı açtık, hatta Kürtçe Kuran meali bile bastık. Niye Kürt ahali minnettar değil, niye PKK silah bırakmıyor? Siyasi ufkun 10 yılla sınırlı olunca bu sorulara bir türlü cevap bulamaz, açılım dilinden güvenlik diline böyle savrulur durursun işte. 10 yıllık ufukla bakınca Kürt meselesini iki bilinmeyenli basit bir denklem gibi görürsün, niye oluyor bunlar bir türlü anlayamazsın. Bir müsteşar, iki müşavir atayınca MİT’e hakim olduğunu sanır, sonra da şehirlere yığınak yapmışlar dersin.

Bu pornografiye safça inananlar da var, ne olduğunu bal gibi bildiği halde işlerine öyle geldiği için buna katkı yapanlar da… Türkiye’de trollüğün cazip bir meslek haline gelmesiyle, politik pornografinin siyasi hayatımıza hâkim olması arasında simbiyotik bir ilişki var elbette.

İltan Şahin