Reform Küfürdür…

Allah dinini ikmal etti…

İnsana düşen, kendisine teklif edileni kabul etmek, anlamak ve uygulamaktan ibarettir…

Ülke yönetimi de böyledir…

Hasmın bellidir…

Kuvvet biriktirmen gerekenler de bellidir…

Helal de haram da bellidir…

Önce bir belirsizlik ortamı oluşturmak, yanı neyin ne olduğu hakkında netliği tam bir belirsizliğe (şüpühat) taşımak, sonra da gavurun her melanetini, leziz lokmalar haline, kaygan fitiller formuna getirip, ağızdan ve mabattan milletin vucuduna sokmak hevesindeki reziller, alim müsfettelerinin kendilerine açtığı imkanı kullanarak -cübbeliden, mesih ve mehdi heveslilerine kadar bir yelpazede- hakkı perdelemeyi ve hakikati gizlemeyi başardıktan sonra bu maharetlerini icra edebilmektedirler…

Türkiye’de siyasal alanda hem ferd ve hem toplum olarak yapıp etmelerimiz, Türkiye’nin hayrına ve ona kuvvet katan, milletin istikbalini parlatan bir mahiyet taşıyorsa ona maruf ve salih amel diyoruz…

Gavurun yararına, onun işbirliğiyle ve onu memnun eder tarzda yapılıyorsa buna da ifsad ve münker diyoruz…

Siyasiler, Türkiye’ye kasteden, milletin birlik, beraberliğini parçalayan, gücünü zaafa uğratan her melanetlerine dönemsel olarak parlak isimler bulmayı beceriyor: Halife-i ruhi zemin, Devlet-i aliyye, Tanzimat, vak’ayı hayriyye, Muhammedi devlet, asakiri mansureyi Muhammed, meşrutiyet, devrimler, çağ atlama, transformasyon, bir koyup üç alma, çözüm, batılılaşma, çağdaşlaşma, çağdaş uygarlık (muasır medeniyet, islam terakkiye mani değildir, özelleştirme, Yeni Anayasa, Yeni Türkiye, REFORM…

Bu kavram setinin en nihayi biçimi REFORM olarak tebarüz ediyor…

Herkese yutturulan bu kelimenin altında, siyasetçi, ülkeye kastını gizlemekte ve elimizdeki bir imkanı daha, gavurun bir fasıt icadı ve adeti karşılığı (az bir pahaya) mukabele etmektedir…

Osmanlı Osman Gazi’den Vahdettin’e değin, reformist sultnlar tarafından yönetildi… Türkiye Cumhuriyeti eliti de bu melanetten istifade etmeyi sürdürdü…

1925’ten buyana, her ameli gavura benzemek (men teşebbehe..) olan siyasi ve askeri ve ilim elitleri, ardarda geldi geçti…

Her biri elimizde avucumuzda bozdurup harcıyacağı bir kıymetimizi mutlaka buldu…

Ta ki, Gül, Erdoğan ve Davutoğlu liderliğindeki TC hükümetlerine değin…

Halkın “şimdi felaha ereceğiz” ümidini her türlü söz cambazlığı ve pr çalışmasıyla saptıran ve yönlendiren bu son hükümetler de, kendilerinden beklenenin ötesinde ve fevkinde bir çabayla, siyasal ve akademik kariyerlerini borçlu oldukları ağa babalarına, varlıklarımızı ve değerlerimizi, pul ederek bozdurmayı maharet bildiler…

64. Hükümet de bu kervana katıldı ve REFORM programını ilan etti…

Her ne kadr parlak laflar ve güzel vaatlerle süslenmiş olsa da, bu hükümette elde kalan bir kaç imkanımızı sıfırlamayı kastetmiş görünüyor…

Reform kafirlerin amelidir… Bunda ileri gidenler, küfürde ve fesatta aşırı gidenlerdir…

Müminler ise salih amel, güzel söz ve imanın halavetine taliptir…

Vesselam…

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir