Türkiye Bir Nefes Almıştı ki

Türkiye Bir Nefes Almıştı ki

Seçimler yapılmış, AK Partinin tek başına iktidarını yitirmiş, HDP barajı aşmıştı. Ülke sanki bir rahatlamış, derin bir nefes almıştı. Öyle bir kutuplaşmış ve gerilmişti ki AK Partiye oy veren birçok kişide kendini daha iyi hissetmiş, HDP’ nin barajı aşması için oy vereni (!), vermeyeni ile bazı MHP’lerin bile içini garip bir sevinç doldurmuştu.

Sonra ne oldu?

TBMM Başkanlık seçimi oyunları, koalisyon tartışmaları, Suriye’ de Kürt hareketinin güçlenmesi, Suriye’ye müdahale olasılığı, derken PKK’ dan gelen ateşkesin bitebileceğine yönelik açıklamalar kendimize getirdi bizleri. Herkes (aslında büyük çoğunluğun istemediği) gerçeğe dönmeye başladı.

Gerçeğe döndük

Gerçeğe döndük. Din, mezhep, etnik temelli çatışmaların, Müslüman Coğrafya’da oluşturduğu kan deryasına döndük. Sokakları dolduran yoksul Iraklı, Suriyeli göçmen çocukların, kadınların gerçek kederlerine döndük. Bağdat’ta, Şam’da, Halep’te, Aden’de yakılıp kadim kültürümüzün kalıntılarına döndük. “DAİŞ’ ile mücadele daha bir iki nesil sürer diyen” küresel efendilerin”, sesine döndük. Ve tabiî ki gerilimi giderek artan Kürt sorunumuz, Alevi meselemiz gibi gerçeklerimize döndük.

Mesele Koalisyon değil

Nuray Mert koalisyon arayışları ile ilgili olarak  “Mesele koalisyon değil, siz hâlâ anlamadınız mı?” diye soruyordu. Evet, mesele sıradan bir koalisyon tartışması değil. Mesele bundan sonra bu ülkede birlikte yaşayıp yaşamayacağımız arayışıdır. Mesele, ülke olarak, coğrafyamızı kanla dolduran girdabın içine çekilmeye devam mı edeceğiz, yoksa kendimizle birlikte bölgemizdeki trajedenin de çözülmesine katkı yapabileceğimiz yeni bir yöne mi gideceğiz meselesi.

Önce barış gerekiyor

Önce bu ülkede silahlarını yeniden ateşlenmemesi gerekiyor. Önce Coğrafya’mız da silahların susması, barışın gelmesi gerekiyor.Barışın güçlendirilmesi adaletin temini içinde tuğlaların tek tek yerine konması gerekiyor.Sorundan da, çözümden de ne tek bir kişi ne de tek bir siyasi taraf sorumlu. Suç ve görev herkese ait.AK Parti “bakın benin oyumu azaltınız böyle oldu, hadi şimdi erken seçime” diyip geçmişi sürdürmeye mi çalışacak yoksa…CHP “ben ilkesel olarak şunun la bununla koalisyon yapmam mı diyecek yoksa…MHP “ben hiçbir şeye karışmam, herkesin ayağı bir dolansın” mı diyecek yoksa…HDP , “tam fırsatı ülkede ve bölgede alanımı genişletmeye bakayım “mı diyecek yoksa…

AKP-CHP olsun 

Öyle bakınca diyorum ki barışın, demokrasinin ve adaletin yeniden yapılandırılması için yasal, Anayasal değişikliklerde anlaşan, Kürt sorununda çözüm sürecini güçlendirmekte birleşen, gelir dağılımı ve sosyal adalet için acil önlemleri alan ve güvenlik, eşitlik içinde yeni bir seçime ülkeyi taşımakta anlaşan bir koalisyon gerekiyor. AKP-CHP koalisyonu, HDP’ nin ve MHP’ nin de muhalefeti ve desteği gerekiyor.

Ülke ve coğrafyamız: kaçınılmaz ortak kader

Ülkede böyle bir yönelim kaçınılmaz şekilde bölge görevleri ile yükümlü olacaktır. Bizler bu coğrafyanın çocuklarıyız. İyi ki de öyle. Sorunlarımız var ama sadece buraya değil bütün dünya ya yeni bir soluk, güzel bir renk verecek birikim ve potansiyellerimiz de var.

Bu coğrafya da hep farklı kimliklerin bir arada yaşadığı düzenler hüküm sürdü. Şimdi bizler Şii, Sünni, Dindar, Laik, Arap, Türk,  Fars, Kürt ve diğerleri birlikte barış içinde yaşamının 21. Yüzyıldaki yeni yolunu inşa etmek zorundayız.

Hiç birimizin coğrafyamızda “ağabeylik” taslamaya da , “Ortadoğu bataklığına” karışmayız demeye de, bölgedeki mezhebi/etnik gerilim ve savaşlar üzerinden “devrim hayali” kurmaya da hakkı yok.

Herkes biraz ezberlerini bozsun, mesela CHP ne yapsın?

Bunun için isterim ki herkesim biraz ezberlerini bozsun. Her kesime bunu ne olduğunu söyleyemem ama üyesi olduğum CHP’ ye önerilerim olabilir.

Mesela CHP ne mi yapsın? CHP  “Ortadoğu’da Barış Adalet Kongresi” çağrısı yapsın. Uluslar arası meşru kabul edilen bütün hükümetlerin temsilcilerini de, iç savaş ve benzeri gerilim yaşayan ülkelerdeki muhalefetin temsilcilerini de çağırsın. Kongre eş başkanlığını da, Müslüman Kardeşlerin Tunus’ da ki kolu Nahda’nın lideri Gannuşi’ ye önersin.

Mesela ne mi yapsın CHP? Genel Merkezinde Irak ve Suriye Kürt hareket liderlerini ağırlasın, dertlerini dinlesin, anlasın , anlatsın…

“Mili Duruş” veya “Anti-Emperyalizm” mi dediniz? 

Bu ülkedeki farklı kesimlerin hemen hepsi İslamcısı, Sosyalisti, Milliyetçisi “emperyalizme karşı” olmaktan, “Milli “ olmaktan bahsediyor. Herkes önce şunu bilsin ki kimlikler temelinde böylesi bölünmüş bir ülkede “Milli “ ve/veya “Anti –emperyalist” olmaya kalkan hükümetlerin altındaki halının çekilmesi, Küresel Güçler (isterseniz üst akıl deyin) için inanın sadece birkaç dakikalık “işe” bakar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir